1920 Devriminin 97. Yıldönümü Münasebetiyle Iraklı Halka Yönelik Açık Mektup

Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreterliği, 1920 Devriminin 97. Yıldönümü münasebetiyle Iraklı halka yönelik açık mektup yayınladı. Irak Müslüman Alimler Heyeti tarafından yayınlanan açıklamanın metni şu şekilde;

1920 Devriminin 97. Yıldönümü Münasebetiyle Iraklı Halka Yönelik Açık Mektup

Ey sabırlı Irak halkı!

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi seninle olsun…

Üzerine sis çökse de tarihi kaydını gün yüzüne çıkartmak, onun şerefli, kahramanca ve övgü dolu konumunun yanında durmak için bugün Irak’ın büyük devrimi, 1920 devriminin 97. Yıldönümünü anmaktayız. Bu yıldönümü, ahvalimiz yenilenmedikçe, acılarımız değişip trajedimiz son bulmadıkça bizim için tazelenecektir. Şöyle ki; bütün sonuç ve neticeleriyle işgal, ülkemizde karanlığını sürdürmekte, Iraklıların hiçbir maslahatı olmadığı zulmün karanlığı ve savaş dumanları ülkeyi kaplamaktadır. Iraklıların değeri, ülkelerinin milletlerin oyunlarını tertip ettiği ve ganimetleri paylaştığı tarihi bir geçiş olmasıdır.

Şayet bizler siyasi alana yönelirsek çatışmaların şiddeti ve hiddeti bağlamında onda da durumun çok farklı olmadığını görürüz. Siyasiler, dillerde dolaşan ve haram malı temize çıkartan iç kavgalarına devam etmektedir. Televizyon ekranların ve basın araçlarında birbirlerini azarlama ve eksik gösterme merkezine dönüştü. Ayrıca patlamalar ve tutuklamalar noktasında masum halk üzerinde güçlerini göstermek, nüfuz ve karar merkezlerini bozabileceklerini hissettirmek için birbirlerini tehdit etmektedirler.

Yılardan beri devam eden aldatma dolaşımlarına şahit olmaktayız. Şuanda seçimler yaklaşırken siyasi kuvvetleri kendilerini temize çıkartmaya çalıştıklarını görüyoruz. Her seçim yaklaştığında yaptıkları gibi. Kendilerini Irak’ın kurtarıcısı gibi takdim etmekte ve Iraklıların hayrı ve maslahatı için çabaladıklarını göstermektedirler. Bunu yaparken de siyasi faaliyetlerde neşet eden her türlü musibeti ve Irak’ın bütün muhafaza, şehir ve nahiyelerinde şahit olduğumuz yıkımı ertelemektedirler.

Ey Iraklılar!

Bu sene devrimin yıldönümünü karşılarken, altında halkının cesetleri yatan Musul şehrinin yıkıntıları özgürlüğünü elinden alacak hangi günahı veya fiili işlediğini Allah (azze ve celle)’ye şikâyet etmektedir. İnsandan önce taşların ve ağaçların ağlaması, Musul’un tam olarak bugünkü vakasıdır. Nitekim Musul halkı, devam eden savaş ve çatışmaların yakıtına dönüştü. Bütün yolların kendilerine kapatıldığı göçmen ve muhacir kafileleri, uzaktan önce yakının kendilerinden soyutlanmasından sonra tek kalmaya devam ediyor.

Son yaşanan olaylardan önce Musul’daki sadık, güzel ve değerli her bir şeyi yok etme operasyonları, 3 seneden beri devam etmektedir. Gerçek sorumluluklarımızı yüklenmediğimiz müddetçe yakın veya uzak bir zamanda hepimize ulaşacaktır. Bugün kimse mazereti değildir. Genel olarak Irak’ta ve özel olarak Musul şehrinde yaşananlarla ne şekilde ilişkiye girileceği hususundaki ölçü, delillerle disipline edilmiş şeriat ölçüsüdür. Şu kesimin veya bu kesimin çıkarlarına yarayacak heva ile muamele etmek değildir. Aynı şekilde yaşananlara önem gösterme, sorunun sınırlarını belirleme bağlamında insani çaba da önem arz etmektedir. Şuna önem gösterip bundan yüz çeviren, bir tarafa önem verirken diğer tarafla ilgilenmeyen kimseler, insanlığını ve fıtratını gözden geçirsin.

Hiçbir aldatma ve kandırmaya bulaşmaksızın nedenleri dakik bir şekilde tespit ettiğimiz zaman Musul şehrinde dönen çatışmalar, iki fikrin çatışmasıdır. Birincisi mezhep temelli amaçları gerçekleştirmek ve koalisyon devletlerinin kendi topraklarına ulaşmaması için terörle mücadele bahanesiyle uluslararası karartma ile vatandaşların canları dikkate alınmaksızın ve gözetilmeksizin devamlı bir şekilde Musul halkının hedef alınması fikridir. Bu saldırılar, hiçbir değeri, şiarı ve örfü tanımamakta her türlü insan hakları ihlalini gerçekleştirmektedir. Aynı şekilde neredeyse yaptıklarının ihlal olduğunda bütün dünyanın hemfikir olduğu, mezhepçi ve ırkçı saiklerle hareket ederek intikam taşıyan mezhepçi milisleri de desteklemektedirler.

İkincisi ise istibdat, insanların kararlarını ve hayatlarını tekeline alma, Iraklıları hedef alan kimselere bilerek veya bilmeyerek bahane sağlama, şehri yakıp yıkma ve halkının kanını mubah görme, Irak sahasını İran nüfuzuna elverişli kılma fikridir.

Ey Iraklılar!

Irak’ta ve diğer bölgelerde hak İslam ve hak dine karşı başlatılan savaşın bugün birçok boyutu bulunmaktadır. Ortamı bulandırmayı ve kendilerinden olmayan büyük Müslüman şahsiyetleri itham etmeyi araç edinerek kendilerini kültür platformu ve bilinç ve irşat dağıtıcısı olarak dayatan bazı kesimlerin tutunduğu kültür boyutu ve mezhep temelli boyutları söz konusu boyutlardandır. Müslümanlar ile dinleri arasına sokulan birçok fitne, belirli vakalardan beslenmektedir. Musul savaşı da bu vakalardan bir tanesidir. Din, iffet, ahlak, istikamet, rüşt, izzet ve saygınlığa karşı savaş kesintisiz bir şekilde devam etmektedir.

Biz burada hastalığı teşhis edip nedenlerini söylemekteyiz. Karışıklığın ve bulanıklığın yaygınlaştığı bu çağımızda bizler ilmin emanetini yerine getirmeye çalışıyoruz. Irak’taki hastalığın tedavisi, Iraklıların bütün sorunların dışardan ve hayatlarını, geleceklerini ve güçlerini ticaret malzemesi yapan şahıslardan kaynaklandığını idrak etme bilincinde saklıdır. Hasıl olan ve onlar için hasıl olacak sebep bundan ibarettir. Bunu anladıkları zaman acı çektikleri hastalığın gerçek tedavisine ellerini atacaklardır.

Bu yabancıların, ziyaretçilerin, fayda sağlayanların, paralı askerlerin kendi çıkarları için bizim acılarımızın ticaretini yapan, omuzlarımıza binen ve bizi aldatan kimseler olduğunu idrak ettiğimiz zaman Allah’ın izniyle şifa ve afiyet bulacağımız doğru yola ayaklarımızı koymuş oluruz.

Allah (azze ve celle) Irak ve İslam ümmetini, hilecilerin hilesinden korusun, Irak’ın büyük devrimi 1920 devriminin anılarını tekrardan bizim için getirsin, bizler, Iraklılara, kurbanlarına ve umutlarına layık olacak bir değişimin eşiğindeyiz.

Allah (azze ve celle) şöyle buyurmaktadır: “Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.” (Al-i İmran 139)

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi seninle olsun…

 

 

Genel Sekreterlik

6 Şevval 1438

30/06/2017 

 

Loading

Related posts