Irak’ın Yeni Çıkmazı

                                                                                                                                                        İbrahim Ez-Zübeydi

İngiltere Bakanı’nın Iraklıya Velayeti’l Fakih demesini bekleyen bir kimse yoktur Başkent Bağdat’taki Yeşil Mıntıkada. Daha açık bir ifadeyle Cehennem ateşine doğru giden İran otobüsünden daha fazla vakit kaybetmeden biran önce atlamazlarsa en büyük bedeli onlar ödeyeceklerdir.

İngiltere’nin Ortadoğu Bakanı Alistair Burt İngiltere’nin Bağdat Büyükelçiliğinde İran’ın çatışma beklediği haberini vererek şu ifadeleri kullandı: “Iraklılar kendilerini ve devletlerini İran’ın arkasından yürümekten korumakta ve ekonomik ve siyasi olarak ona güvenmekten vazgeçmekte acele etmezlerse vatandaşların hiçbir günahının olmadığı bir savaşın içinde kendilerini bulacaklardır.”

Daha açık ifadeyle İngiltere Bakanı, İranlılar işlerini doğru bir şekilde yürütmediği takdirde İran ile ABD arasında büyük bir askeri savaşın beklentisi içerisinde.

İngiltere’nin bu cesur ve açık test balonu hiç de garip olmayan ve şaşırılmayan bir zamanda, İsrail’in Irak’ta İran’a tabi olan grupları hedef alacağı yeni tehditleriyle ve ABD Başkanı Donald Trump’ın uçaklarla ve nükleer uçak gemileriyle bölgede özel görev çalışmalarına çağırdığı haberleriyle eş zamanlı olarak geldi.

Ancak ABD’de yaşayan ve ona hizmet eden Amerika yönetimine çok yakın kişilerin işittikleri klasik bir savaşa girmeye veya Irak’ta ya da Suriye’de sokak çatışmasına girmeye hazır olmadığını ortaya çıkartmaktadır ki bu, yeryüzünü zulümle dolduran Amerika’nın adaletle dolduracağı askeri savaş ile Iraklıları İran kabusundan kurtaracağı hüsnü niyet beklentilerinin karşılıksız olduğunu göstermektedir. Donald Trump başkanlığa getirildiğinden beri ABD’nin tehditlerini arttırdığı, yaptırımlarını çoğalttığı, bölgede kuvvetlerinin, zırhlı araçlarının, mevkilerinin sayısını katladığı, ağır silahlarla donatılmış, Irak şehirlerinde savaşa hazır eğitimli askerleri taşıyan Hummer araçlarının devriye attığı doğrudur. Müttefiki İsrail’in Suriye’deki İran mevkilerini kışkırtmayla ve Irak’ta İran’a bağlı milislere bağlı askeri merkezleri bombalama ihtimalini ilan etmeyle eş zamanlı olarak ABD kuvvetini kasıtlı bir şekilde sergilemektedir.

Irak’taki karargahlardan birini veya askerlerinden ve subaylarından birini kışkırtarak bir ahmaklık yapmasını sağladıktan sonra kendisine veya Iraklı bir tabisine hamletmek için Velayeti’l Fakih rejimini kasıtlı bir şekilde provoke etmesinden başka bir yorumu yok bunun. Bunun altında nefsi müdafaa gibi meşru bir gerekçe elde etme amacı yatmaktadır. İran’ı Irak’ta veya Suriye’de ya da başka bir yerde değil bizzat İran’da ve Körfez’de vurmak için meşru zemin hazırlamaktadır. Uçakların mevkileri, füze depoları, İran Devrim Muhafızları ve istihbarat merkezleri, ana petrol noktaları gibi hayati mevkileri bir anda hedef almayı hedeflemektedir.

İranlılar zeki davranır mesajı anlarsa, kendi kuvvetleri ile ABD’nin kuvvetinin ölçülerini takdir ederse, sadece tehditle yetinirse özel olarak Irak’taki heybetini ve nüfuzunu öldürücü bir zarar verir. Sünni Araplardan ve Kürtlerden İran mezhepçi, ırkçı zulüm ateşiyle dağlanmış kişileri isyana cesaretlendirebilir, Amerikalı kuvvetlerin çevresinde toplanmalarına ve bu kuvvetleri korumalarına, İran endeksli partilere ve milislere karşı koymak, onların otoritesinden kurtulmak için tekrardan güç toplamaya zemin hazırlayabilir.

ABD Başkanı İran rejimiyle yüzleşme politikalarından geri adım atmazsa mollalar cesaret hali ve korkaklık hali olmak üzere iki halde de kaybeden olacaktır. Diğer bir şey ise İngiltereli Bakanın Yeşil Mıntıkadaki yöneticilere nasihatte bulunacağı ve onların İran’la ilişkilerini kesmesini isteyeceği ne bugün ne de yarın beklenmediğini vurgulamaktadır. Onun mesajının Tahran’dan başkasına olmadığı zannı galiptir. Sana düşen beni dikkate almak ve dinlemektir ey komşu.

Kasım Süleymani’nin rızasına yardım eden veya onu gözeten hangi başkan veya bakan veya güvenlik komutanı veya askeri komutan olursa olsun onun işinden bir şey elde edemeyeceğini, o irade edinceye kadar Velayeti’l Fakih’in pelerinini terk etmeye güç yettiremeyeceğini çok iyi bilmektedir. Bunun sebepleri çok fazladır. Birincisi evlerinde ve ofislerinde oldukları halde İranlı veya İran’a yakın Iraklı koruma müfrezeleriyle kuşatılmış durumdadırlar. Bu müfrezeleri çabucak ezip geçmek kolay değildir.

Önceki Başbakan Haydar El-Abadi’nin tattığı akıbet ibret alacak kimse için ders niteliğindedir. Onu suçu İngiltere Bakanının talep ettiği büyük ihanet süzgecinden geçememesi olmasına rağmen. O belki de takiyye olabilecek Amerika yaptırımlarını kabul etmiyoruz açıklamalarından başka bir şey yapmamıştı. Ancak bazı hükümleri uygulamak zorunda kaldı. İkincisi yetkililerden birçoğu İran’da veya Lübnan’da veya Şam’da güvenli ikame için ailelerini göç ettirdi veya göç ettirmek zorunda kaldı. Bunlar İran için zaruret hali doğduğunda faydalı rehinelerdir.

Üçüncüsü bunların büyüğü de küçüğü de Irak’ta herhangi bir şeye sahip değildir. Milyonları ve milyarları Tahran’a nakletmekle veya İran Devrim Muhafızları gözetim ve korumasında İran’da, Lübnan’da veya Suriye’de otellere, şirketlere ve fabrikalara çevirmekle emrolundular. Onlar intikamdan korkarak İran rejiminin rızasına duydukları ihtiyacın kuludurlar.

Son olarak tartışmalı bölgelerde Arap aşiretlerin sözcüsü şunları söylüyor: “İran ve ona bağlı gruplar Salahuddin ve Diyala muhafazalarında patlama eğitimi ve hazırlama çalışmaları yürütüyorlar. Aynı şekilde bomba üretiyorlar. Irak’ta mevcut olan veya Suriye’den gelen Amerikalı kuvvetleri konvoylarına karşı kullanmak için sabit mayınlar kullanıyorlar.”

Sözlerini şöyle sürdürüyor: “30’dan fazla milis grup bulunmaktadır. Bunlardan en öne çıkanları Mürşid-i Ala ile doğrudan bağlantılı Hizbullah milisleri, Seraya Horasani milisleri, Cündü’l İmam ve İmam Ali milisleridir. Bunlar Amerika’nın varlığına en çok muhalif olan, onları hedef almakla tehdit eden gruplardır.”

Amerika üslerine yakın bir mıntıkadaki vatandaş şunları söylemektedir: “Milisler ‘Amerikalılarla yardımlaşanlar tasfiye edilecektir.’ Şeklinde halkı açık bir şekilde tehdit etti.” Buradaki soru şu: Amerikalı kuvvetlerle savaşma noktasında bunlar gerçekten ciddi mi yoksa uygulamanın durmasıyla birlikte güç gösterisi mi yapmaktadırlar?

Bu veya şu şekilde Yeşil Mıntıka yöneticileri İran rejimi ile Amerika, İngiltere, Fransa, Almanya ve İsrail arasında mahsur kalmış durumdadır. Onlar ne yapacaktır?

 

 

Bu makale HEYET.net için özel olarak çevrilmiştir. Arapça Orijinali için LÜTFEN TIKLAYIN

Loading

Related posts