Irak’ta ‘yama’ devri bitti

Mustafa Özcan

   Adil Abdulmehdi’nin yerine yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen Muhammed Tevfik Allavi’nin başarısızlığa uğraması ve görevlendirmeyi Berham Salih’e geri iade etmesi Irak’ta yeni bir döneme işaret ediyor.  Hükümeti kurma noktasında bu başarısızlıkta yeni dönemin izlerini, işaretlerini okuyabiliyoruz. Siyasetçi esnafıyla veya kesimiyle halkın arasında kapanmaz bir ara, mesafenin açıldığı ve güven kaybının telafi edilemez hale geldiği görülüyor.  Bu da Irak’ta siyasi ‘yama’ devrinin ilelebet kapandığı anlamına geliyor.  Yama devrinin kapanmasını şöyle izah edebiliriz. Artık cüz’i çözüm veya Necmettin Erbakan’ın ifadesiyle pansuman tedavisi imkanı kalmamış binaenaleyh dönemi kapanmıştır. Pansuman tedavisinin fayda vermemesi hastalığın bir üst aşamaya geçtiğini ve cerrahi bir ameliyat gerektirdiğini ortaya koyuyor.   17 yıldan beri siyasetçiler Irak halkına değil ya İran lehine ya da Amerikalıların lehine hareket ettiler. Onların siyasi sözcüsü ya da çıkarlarının hizmetçisi olmuşlardır. Böylece kendi halklarından ve siyasi tabanlarından koptular. Bu nedenle özellikle de Şii kitlenin kendilerini temsil ettiğini öne süren partilerden son derece uzak durduklarını görebiliyoruz.  Kutsal eşikler denilen ( atabat el mukaddese)   mekanlarda yeni bir muhalefet dalgasının filizlendiğini görebiliyoruz. Bu itibarla Şii kitlelerin din ve mezhep istismarından bıktıkları hatta Şii parti ve kurumlara yabancılaştıkları anlaşılıyor. Mezhep siyaseti veya taifiyye denilen sekterizm  Şii kitleler tarafından sorgulanıyor.   Şii kitle arasında yer tutan Mukteda Sadr gibi mürai ve ikiyüzlü çağdaş Samiri’lerin de süngüsünün veya maskesinin bu süreçte iyice düştüğünü görebiliyoruz.  Dolayısıyla sosyolojik anlamda Irak yeni bir dönemi doğru akıyor, yürüyor. Bunun siyasi akisleri ve açılımları olacağı muhakkaktır.  Irak’ın sekterizm/taifiyye  aşaması sonrasına geçtiğinin en önemli belirti ve göstergelerinden birisi  ‘laik ve bağımsız’ olarak tanımlanan, pazarlanan Muhammed Tevfik Allavi’nin Meclis’ten güven oyu olamamasıdır.  Esasında Adil Abdülmehdi yerine Allavi’nin teklif edilmesi sokağı iğfal etmek için zekice tasarlanan bir girişimdi.  Ama sökmedi.  Irak halkı Adil Abdulmehdi’nin yeni kopyasına metelik vermedi, iltifat etmedi.  Tutsaydı Irak halkına daha sinsi bir sekterizm oyunu dayatılacaktı.  Halk bu girişimi püskürtmüştür.

Allavi neden başarısız kalmıştır? Bunun birçok nedeni var. Bunlardan birisi dediğimiz gibi Allavi sinsi bir proje idi. Bağımsız imajı altında yine Şii partilerin ve İran’ın borusu ötecekti.   Gündemi yürüyecekti. Bu kitleler tarafından görülmüş ve Allavi’nin kendi kriterlerine hitap etmediği  vurgulanmıştır.  Irak Samirisi Mukteda Sadr’ın da tehditleri boş çıkmış, kurusıkı ve karavana veya ses bombası aşamasında kalmıştır. Mukteda Sdar  tavus kuşu gibi şişinmesi, böbürlenerek Irak’ta bütün hükümetlere damgasını vurduğunu ve kendisinden izinsiz hiçbir hükümetin kurulamadığını söylemesi geri tepmiştir.  Fetih kitlesi ve Hadi Amiri ile birlikte Muhammed Tevfik Allavi’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesi hususunda siyasi kirvelik yapmıştır.  Hükümeti kuramaması halinde milyonları sokağa yığacağını söylemişse de boyunun ölçüsünü almıştır.  Allavi’nin hükümeti kuramaması başta İran olmak üzere onun Irak’taki ortak ve vekillerinin de başarısızlığıdır.  Sözgelimi sekterizm celladı Hadi Amiri ile Samiri Mukteda Sadr da Allavi ile birlikte başarısızlığa uğramıştır.

Peki! Bu başarısızlığın ardında yatan faktörler ve amiller nelerdir?   Derler ki Bizans düşerken Bizanslı siyasiler ve din adamları vakıadan kopuk yaşamaktadırlar. Fatih İstanbul surlarını döverken ve Ulubatlı sancağı surlara dikerken Ortodoks din adamları meleklerin cinsiyetini tartışmaktadır.  Yani durumun vahamet ve ciddiyetini kavramaktan uzaktırlar.  Yozlaşmış Şii parti ve mollalar da Irak’ta yeni durumu henüz algılayabilmiş değiller. Yozlaşma hayat tarzları haline geldiğinden zeminin altlarından kaymasına bile umursamıyorlar.   Yozlaşma ve yolsuzluk onları uyuşturmuş olmalı.  Suhtun yani haram paranın ve onu getiren koltuğun sarhoşu ve tutkunu,  zebunu haline gelmişlerdir. Dolayısıyla akim tartışmaların içine dalmışlar, çıkamıyorlar.  Allavi’nin hükümeti kuramamakta başarısız kalmasının ikinci nedeni ise siyasilerin ve mollaların kaypaklığına karşı kitlelerin ilkeli tutumudur.  Kitleler açısından artık kaybedilecek  bir şey kalmamıştır. Bununla birlikte Muhammed Tevfik Allavi sekterizm dönemini, tıkanmasını aşmak isterken sekterizm çelmesine maruz kaldığını söylüyor! Vakıa ise kendisini yalanlamaktadır.

Allavi gibi Nuri Maliki’nin ve İran’ın eski adamlarından İzzettin Şabender(Şehbender) bu tasvir veya analizi pek yerinde bulmuyor.  Sünnilerin veya Kürtlerin Allavi’ye çelme atmasından ziyade koltuk meraklısı ve beklentisi içinde olan ve siyasi manevralarla hükümette temsil payını artırma sevdasında olan Şii siyasi kitlelerin çelmesine maruz kaldığını söylüyor.   Allavi’ye yönelik vetonun tek ayaklı değil üç ayaklı olduğunu savunuyor:  Şii, Kürt ve Sünnilerin ortak tavrıyla güvenoyu alamadığını ifade ediyor.  Bedir milisleri ve siyasi cenahı yeni hükümette başbakanlık müsteşarlığı koltuğunu kapmak istemişlerdir.  Ebu Mehdi Mühendis’in yerine Haşd-i Şabi atamalarında olduğu gibi hükümet kurmada da Şiiler gırtlak gırtlağa geliyor ve birbirinin gölgesine ateş ediyorlar.

Bedir Milisleri ve siyasi cenahı Hadi Amiri’nin Allavi’yi desteklemesine başta karşı çıkmış sonra bazı şartlarla birlikte tavrını yumuşatmıştır.  O şartlardan birisi Hamid el Gızzi’nin kabine genel sekreteri yapılmamasıdır. Lakin Allavi Gızzi’de ısrar edince Bedir Milisleri başbakanlık müsteşarlığını gözlerine kestirmiştir. Pazarlık bu noktada düğümlenmiştir.  Nuri Maliki de daha önce kabinesini terk ettiği ve kendisini yolsuzlukla suçladığı için Allavi hükümeti için güvenoyu vermeye yanaşmamıştır.

İran Şiiler arasında siyasi açıdan orkestra şefliği yapsa da Irak’ta kitlelerin de sokağa inmesiyle yama, söküğe yetmemekte ve dar gelmektedir.  Şii veya Sünnilik meselesinden ziyade Irak halkı artık sekterizm eğilimlerini takbih ediyor yani kerih görüyor.  Şabender’e göre İran 2018 yılından itibaren Şiileri ortak bir çatı altında toplama merakından, siyasetinden vazgeçmiştir.  Bunun işlevsel olmadığını  görmüştür.  Şabender bunun nedenlerini izah etmese de iki nedeni olabilir. İran bazı Şiileri artık katarına, ağılına katmakta zorlanıyor.  Ya da bazı ‘Sünniler’  İran’a hizmette Şiileri aratmıyor!

Birileri Şabender’e,  Allavi’nin  kabinesine bakan seçerken istihare yapıp yapmadığını soruyor. Bununu bilemeyiz ama halkın istiharesinde Allavi’nin çıkmadığı kesin!

Irak, Teşrin Devriminden beri sektirmeden yeni yolunda ilerliyor. Denildiği gibi Irak’ta eski hal muhal ya yeni hal ya da izmihlal!

 

HEYET Net’e Özel Makale.

Makaleler Yazarların Görüşüdür Sitemezi Bağlamaz.

 

Loading

Related posts