Irak Kan Banyoları… Son Bulacak mı?

 

Davut El-Basri

Irak acı ve sıkıntıları ile beraber yeni yıla başlarken, yıkımlar için tutuşturulan savaşın etkisi, kalkan olarak kullandığı kurbanlarının sayısını her geçen gün artırarak devam etmektedir. Öyle ki Irak’ta dönen savaşlar, Iraklı halkın hayatında maalesef günlük bir olaydan ibaret bir hale dönüştü.

Sonu gelmeyecek, sayfaları ve dosyası kapanmayacak Ramadi savaşı –tıpkı hükümet medyasının söylediği, vurguladığı ve beyan ettiği gibi- IŞİD cemaatine karşı geçici bir gezinti olan, çetelerin faaliyetlerini sonlandıracak ve vaziyeti eski haline getirecek taktiksel bir manevra diyebileceğimiz eğlenceden ibaret bir meydan çatışmasıdır! Aksine Ramadi savaşı ve peşinden doğan savaşlar, insani acılara boğulmuş, derinleşmiş korkunç yok etme savaşına, kendi ülkesinde ve insanların kesinlikle kabul etmeyeceği şartların gölgesinde göçmene dönüşen Iraklı vatandaşların yaşadığı trajedilerin istiflendiği bir savaş dönüşmüştür. Hatta savaş bölgelerinde bulunan Iraklı göçmenler, kendi ülkelerinde bazı güvenlik nedenler bahane edilerek başkente girmekten mahrum edilmektedir! Oysa dünya tarihinde yaşanan savaş ve çatışmalarda böyle bir uygulamanın benzeri bulunmamaktadır!

Garip olan Irak hükümetinin başarısızlık, hezimet ve kaos okyanusunda yüzerken, insanların gelecek savaşları işgal edilen şehirlerin özgürleştirilmesi olarak göreceğini unutmamasıdır. Sonu gelmeyecek gerçek savaşların yaşandığı bu vakitte… Korkunç insani ve askeri kayıplar yaşanmaya devam etmektedir. Yorgun gezici savaşların bedelini masum siviller kanları ve malları ile ödemeye devam etmektedir. Ramadi şehri uçakların, füzelerin ve topların hayata ve yaşama dair olan bütün şeylerin yok edilmesiyle viraneye çevrilirken, toprakları baykuşların ölüm öttüğü harabeye dönüştü. Uzun yıllardan beri muhasara altında olan Felluce’yi artık daha karanlık bir akıbet bekliyor.

Musul şehrini kurtarma konuşmalarına değinecek olursak bizlere bunun, “son verilmesinin güç olduğu” mülahazalarıyla beraber 2. Dünya savaşında meydana gelen Stalingrad Muharebesi gibi olduğu söyleniyor. Gerilla savaşı, diğer nizami savaşlara benzememektedir. Iraklı hükümetin silahlı gruplarla doğrudan bağlantılı tedrici planları, Ramadi meydan savaşının son bulacağı beklentisinin ulaşılması zor bir konu olduğunu açıkça göstermektedir. Aynı şekilde bu netice, Irak’ın bölünmesi çerçevesinde planlanan ve artık yıkımları Irak’ın günlük manzarası haline getirecek önümüzdeki bütün savaşlara tatbik edilebilir.   

Irak’taki çatışma evraklarının idari çalışmaları, Dışişleri Bakanlığının komşu ülke Türkiye’ye tehditler savurmasıyla beraber gözle görülür bir çırpınmaya şahitlik etmektedir. Ki Türkiye, Kadim Doğu’da ve başıboş silahlı grupları ihtiva eden Irak’a yapılan yardımlarda önemli bir rolü üstlenmektedir. Dışişleri Bakanı İbrahim El-Caferi, garip düşman tutumlarını açıklayarak, Kuzey Başika kampından Türk ordusunun çekilmesi için şehadeti hoş karşılayacağını belirtmektedir! Irak’ın Dışişleri siyasi faaliyetlerinde evrakların silahlı cemaatlere karşı karıştırılması plansızlık, koordinatsızlık ve orayı burayı suçlama çerçevesinde abesle iştigal olduğunu göstermektedir.

Irak’ta sosyal durum gerçek bir yıkım yaşamaktadır. Irak’ın güneyinde yer alan Basra’da bölge aşiretleri arasında yönetimi, otoriteyi ve devletin heybetini etkileyen şiddetli kabile çatışmaları yaşanmaktadır. Bu çatışmalar istikbalde yapılacak barışların etrafına birçok soru işareti koymaktadır. Aynı şekilde değişimi hedefleyen Irak cadde protestolarına artık bir bezginlik ve umutsuzluk isabet etmiştir. Öyle ki protesto sahaları ve değişim istekleri, hükümeti destekleyen cemaatlerin protesto sahalarına dönüşmüştür. Ki bu hükümet senelik bütçesinde yaşadığı büyük acizlik sebebiyle kemer sıkma politikalarına başvurmuş ve bunu ilerde daha fazla tutuştuğuna şahit olacağımız kriz dosyalarının altına gizlemiştir.

Midedeki taştan daha şiddetli olan siyasete dair yıkıcı ve kabiliyet savaşları arasında Irak’ın acı veren trajik görüntüleri dolanmaktadır. Irak’ta akan kanı durdurmanın ve çağrışım haline son vermenin yolu nedir? Yoksa yıkımlar çözülme, bölünme ve tam bir kayıp senaryoları tamamlansın diye üst bir tavıra mı dönüşecek? Irak’ta yaşanan bütün haller açık bir şekilde hezimet duraklarında yürüyen siyasetçilerin yollarının engebeli olduğunu göstermektedir.

Irak, mucizelerin varlığının olmadığı bir zamanda gerçek bir kurtuluş için mucizeye ihtiyaç duymaktadır.

 

 

 

Bu makale özel olarak HEYET Net©  için tercüme edilmiştir.

 

Orijinal Arapçası için TIKLAYIN

 

Loading

Related posts

Leave a Comment