Yeni Güvenlik Planı ya da Etnik Temizlik

 

 

Yasir Saad


Küçük Bush’un atadığı hükümet diye nitelendirilen Maliki Hükümeti, sabık devlet başkanını bölücü bir şekilde infaz etmesinde gösterdiği tavırda olduğu gibi olgunluktan yoksun. Irak Hükümeti, sözde Bağdat Güvenlik Planı diye adlandırdığı planı uygulamaya geçirmek için güçlerini ve kitle iletişim araçlarını harekete geçirdi. Ancak Irak’taki Sünnilerin ve Sünni kuruluşlarının çoğu, asıl hedefi Bağdat’ı Sünnilerden arındırarak geniş bir bölgeyi etnik temizlikten geçirmek olan “Güvenlik Planı”yla, emniyeti sağlamak ve terörle savaşmak adı altında insanların malları, ırzları ve mukaddesatlarına yönelik katliamlar işlenmesinden korkuyor.

Genel olarak Sünnilerin çoğu, özellikle Maliki’nin planına tam destek veren Irak Parlamento Konseyi adındaki Sadr Grubu’nun geri dönmesinden endişe ediyor. Sadr Hareketi, çatısı altında yer alan “Mehdi Ordusu” milislerinin, dini veya siyasi açıdan kendilerine karşı gelen gerek Sünni gerekse Hıristiyan vatandaşlara yönelik olarak işlediği cinayetler, katliamlar, kaçırmalar ve işkencelerle bağlantısı olan bir hareket olarak biliniyor.


Araştırmalar neticesinde basına sızan haberler, Amerikan işgal güçlerine karşı duran Sadr Hareketi’nin ileri gelen isimlerinden Abdulhadi ed-Derraci’nin, Irak’taki Sünnilere karşı işlenen terörist suçlara açıkça katılmasıyla ilgili itiraflarına yer verdi.

Sıradan Iraklılar nasıl olur da kanlı bölücü olaylara karışan biri hedeflerini ve planlarını açık bir şekilde itiraf etmişken; Sünnileri öldüren, göçe zorlayan ve etnik temizlik uygulayan terörist milislerin esas gayeleri ortadayken bu planı ve hedeflerini göremezler?


Irak güvenlik güçleri çoğunlukla milisvari kaçırma olaylarında ve bölücü katliamlarda yer almaktadır. Bölücü milisler kaçırma olaylarını sürekli emniyet ve istihbarat güçleriyle birlikte yapmaktadır. Iraklı vatandaşlar, emniyet ve güvenlik arayanlar, bu güçlerin herhangi bir planına veya uygulamasına güvenmemektedirler.


Maliki, Hicri Yılbaşı nedeniyle bir radyo kanalında sıradan hale gelen iddialarını yineleyerek tıpkı Bush’un kelimelerini taklit edercesine arsız ve cüretsiz bir şekilde şu konuşmayı yaptı: “Bugünden itibaren camiler, okullar veya herhangi bir ev artık terörist saldırıların gerçekleştirdiği yerler olmayacaktır. Herkesi temin ederiz ki bizler, Irak’ta insanlık adına, dünya adına her mekân ve her yerde terörizmle mücadele için Allah’ın takdir ettiği ve halkın seçtiği bir hükümetiz.”

Oysa Bush, bu kelimeyi daha önce farklı münasebetlerle kullanmaktaydı!

Öte yandan Irak Başbakanı Nuri el-Maliki, parlamentodaki oturumun “güvenlik planı”nın karara bağlanmasıyla ilgili kısmında Birleşik İttifak grubundan milletvekili Abdunnasır el-Cenabi’yi 150 kişiyi tutuklamak ve ölümüne sebebiyet vermekle suçladı.


Milletvekili, Maliki’nin konuşmasıyla ilgili olarak söz hakkı istedi. Bağdat’taki Yeni Güvenlik Planıyla ilgili endişelerini ve planın yersizliğini dile getiren milletvekili Maliki’ye, teröristler olmamasına rağmen neden sadece tek yönden yoğunlaşarak Hayfa Caddesini kuşattıklarını sordu.

kapılan Maliki İnfiale: “Dosyanı getirip parlamentoya sunduğumda Meclis senin 150 kişiyi tutukladığını görecektir. Peki söylediklerinin sorumluluğunu yükleniyor musun? dedi.


Maliki’nin el-Cenabiye karşı kullandığı bu davranış tarzı, demokratik Irak-Amerika’daki Bağdat’ın ortasında yaşanan feci hadiselerle ilgili olarak soruşturan ve soru soran bir milletvekilini engellemek için yapılan aşırı zorba bir zihniyetin göstergesidir. Kaldı ki Maliki, medyanın önünde milletvekiline bu şekilde davranmaktadır. Maliki nasıl olur da kendisine bağlı Akrep, Kurt vs tugaylara ait askerlerin tutukladıkları şüphelilerle, özellikle terörist olarak nitelendirdiği Amerikan işgal güçlerine karşı direnen insanlarla anlaşmayı sağlayabilir?

Maliki, milletvekiline yönelttiği bu sert üslubu, itiraf edilen kaçırma olayında yer almasından dolayı değil, daha ziyade sadece kendisine ve beraberindekilere siyasi olarak karşı çıktığında gösteriyor. Maliki’nin elinin altında, kesinlikle bildiği ve sümenaltı ettiği suçlulara ait daha ne kadar dosya olduğunu merak ediyorum. Belki de kendisi Güvenlik Planı veya diğer bir deyişle etnik temizlik uygulamak için yandaşlarının desteklerine ihtiyaç duymaktadır?


Maliki ve “temiz” yargısından ısrarla beklenen cevap şu: Abdulmecid el-Hui cinayeti soruşturması en son olarak hangi aşamada acaba?

Dr. Yasir Saad Kanada’da yaşayan bir araştırmacı-yazar olup kendisine [email protected] adresinden ulaşılabilir.

Bu Makale IMAH Türkçe Resmi Sitesi için Özel Çevrilmiştir © 2007

Loading

Related posts

Leave a Comment