Prof. Dari’den Iraklı Devrimcilere Mesaj

Irak Müslüman Âlimler Heyeti Genel Sekreteri Prof. Dr. Haris Ed-Dârî, mevcut hükümetin takip ettiği bölücü ve dışlayıcı siyaseti, ülkede hükümr süren yolsuzluk ve adaletsizliği  protesto etmek amacıyla, geçtiğimiz Pazar günü Anbar bölgesinde bir halk devrimi başlatan Iraklıları desteklediği. Bu açık desteğini çeşitli hususlara dikkat çektiği mesajında dile getirdi.

 

 

 

ŞEREFLERİNİ VE ONURLARINI KORUYAN IRAKLI DEVRİMCİLERİ DESTEKLEYEN
MÜSLÜMAN ÂLİMLER HEYETİ GENEL SEKRETERİNİN MESAJI
 
Irak Müslüman Âlimler Heyeti (HEYET) Genel Sekreteri Prof. Dr. Haris Ed-Dârî, mevcut hükümetin bölücü ve dışlayıcı bir siyaset takip etmesini ve ülkede yolsuzluk ve adaletsizliğin hüküm sürmesini protesto etmek amacıyla, geçtiğimiz Pazar günü Anbar bölgesinde bir halk devrimi başlatan Iraklıların bu ayaklanmalarına açık destek verdi.
 
Prof. Ed-Dâri, Irak’ın bu onurlu ve şerefli devrimcilerine hitaben yayınladığı mesajda şunları söyledi:
 
"Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla,
 
Allah'a hamd, Resulune salat, âline ve ashabına selam olsun,
 
Bu kutlu devrim ile yüreklerimizi ferahlattınız, hakkınızdaki zanlarımızı lehinize çevirdiniz, sizin için kötü düşüncelere sahip olan düşmanlarınızın bu kötü düşüncelerini boşa çıkardınız. Sizin bu devriminiz 25 Şubat 2011 yılında yapılan ancak Malikî tarafından, gerek güvenlik güçleri gerekse farklı bir takım baskıcı yöntemler kullanılarak bastırılan -ki Malikî, bu bastırma eylemlerinde, başarısız siyasi faaliyetlerinde destekçileri olan yandaşlarının kendilerine has bir takım yardımlarını da görmüştür- devrimin devamı niteliğindedir.
 
Despot Amerika’nın işgali gölgesinde birbiri ardına vücut bulan hükümetler ve bilhassa Nûri Malikî hükümeti, Irak vatandaşları arasında ayrımcılık yapıp dışlayıcı bir tutum benimseyen ve vatandaşların arasına kin ve nefret tohumları yerleştiren bir politika takip etmiştir. Böylece türlü çeşit ihtilaflar ve problemlerin ortaya çıkmasına, krizlerin yaşanıp kan dökülmesine sebep olmuş; suçu ve suçluyu, bozgunu ve bozguncuyu desteklemişlerdir. Öyle görünüyor ki Malikî, yürüttüğü bu siyasette oldukça başarılı olmuştur."
 
Prof. Dr. Ed-Dâri, işgalcilerin ve işgalciler tarafından geçtiğimiz seneler boyunca iktidara getirilen hükümetlerin işledikleri korkunç suçlara, yaşattıkları trajedilere ve dehşet olaylara hatırlatmalarda bulundu. Bunlar nedeniyle yaklaşık iki milyon Iraklının şehit edildiğine, yüz binlerce masum insanın tutuklanıp devlet hapishanelerinde çok kötü şartlar altında yaşamaya maruz bırakıldığına, mahkumların beş bin kadarının kadınlardan oluştuğuna ve tutuklananların hepsinin ahlakî, psikolojik ve fiziksel işkencelere, özellikle, cinsel tacizlere (tecavüzlere) maruz bırakıldıklarına dikkat çekti HEYET Genel Sekreteri.
 
Genel Sekreter, bu kutlu devrime iştirak edenlerden birkaç hususa dikkat etmelerini istedi. Bunlar; devrimin barışçıl özelliğini muhafaza edip baskıcı devlet güçleriyle olası bir çatışmanın içine girmemek, bütün Iraklıları içine alan genel millî söylemi korumak, mezhepçi sloganlardan ve ifadelerden uzak durmak, devrimcilerin saflarına sızarak meşru taleplerini ve devrimi kötü gösterme niyetiyle gerçek dışı söylentiler yayanlara, yürüyüşe köstek olanlara ve halkı galeyana getirmeye çalışanlara izin vermemeleri, taleplerde ortak birliği sağlamak ve meşru taleplerine yanıt almadıkları takdirde gerekirse rejimi düşüreceklerini belirterek çıtayı yüksek tutmaktır.
 
Mesajının sonunda Prof. Haris Ed-Dâri şereflerini, onurlarını, Iraklı kimliklerini ve birliklerini korumak isteyen bütün Iraklılara, özellikle güney bölgelerinde yaşayan vatandaşlara, tarih boyunca olduğu gibi bütün felaketler ve musibetler karşısında tek bir kelimede ve aynı safta birleşip Iraklıların mertliklerine yaraşır bir tablo çizmek için onurlarını ve şereflerini korumak üzere sokaklara dökülen protestocu kardeşlerinin yanında yer alma çağrısında bulundu. Ayrıca Basra, Necef, Kerbela, Anbar, Musul ve Selahaddin’in katıldığı bu devrimin, gerek yurt içindeki gerekse yurtdışındaki insanların çoğuna gizli kalan pek çok belgeyi gün yüzüne çıkardığına ve “Yeşil Bölge”nin yöneticilerinin değişimden ve halka hesap vermekten muaf olmadıklarını akıllara getirdiğine dikkat çeker.
 
Yayınlanan mesajın tamamı:
 
Irak’ın Onurlu ve Şerefli Devrimcilerine Açık Mektup
 
Bismillahirrahmanirrahim
 
Ey direnişçi Iraklılar! Ey özgürlükleri, şerefleri, onurları için Anbar’da ve diğer bütün bölgelerde coşkulu devrimler yapanlar! Ve Ey bütün duygu ve düşünceleri ile ülkenin güneyinden ve kuzeyinden, doğusundan ve batısından bu devrimlere iştirak edenler, Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
 
Allah size selamet versin, gazanızı mübarek kılsın; bu kutlu devriminizle yüreklerimizi ferahlattınız, düşüncelerimizi lehinize çevirdiniz, düşmanlarınızın kötü zanlarını bertaraf ettiniz. Sizin bu devriminiz, 25 Şubat 2011 tarihinde gerçekleştirilen, ancak bozuk siyasi politikasında destekçileri olan yandaşlarının özel yöntemlerle kendisine yardımlarda bulunduğu Malikî tarafından, güvenlik güçleri aracılığıyla ve çeşitli baskıcı yollarlarla bastırılan devrimin devamı niteliğindedir. İşte bu destekçiler, şu anda, Irak’a ve Iraklıların tamamına 2003 yılından beri İşgalci Amerika ve onun birbiri ardına gelen hükümetleri eliyle reva görülen adaletsizlik, yolsuzluk ve zulme karşı ayaklanan halkın devriminin yönünü değiştirmeye çalışıyorlar. Adı geçen bu hükümetlerden, özellikle, bir bütün olan Irak halkının arasına fitne ve fesat sokan, onlar arasında ayrım yaparak içlerine birbirlerine karşı kin ve intikam tohumları yerleştiren Malikî Hükümetini anmak gerek.
 
Öyle görünüyor ki bu, çeşitli ihtilaflar ve problemlerin çıkmasına, şiddet olaylarının yaşanmasına ve kan dökülmesine ön ayak olan, suça ve suçluya, bozguna ve bozguncuya destek veren Malikî’nin oldukça mahir olduğu bir siyaset yöntemidir. Bu nedenledir ki onun döneminde yaklaşık bir milyon Iraklı öldürülmüş, yüz binlercesi hapishanelere atılmıştır. Bu tutuklananlardan beş bininden fazlası her biri birer anne, eş, kız kardeş ve evlat olan ve yine her biri Irak’ın palmiye ağaçları misali yüksek iffet sahibi Iraklı kadınlardan oluşmaktadır. Bu kadınlar hapishanelerde, psikolojik ve fizyolojik olarak türlü çeşit eziyet ve işkencelere maruz bırakılmakta, cinsel tacize uğramaktadırlar. Öte yandan Bağdat ve diğer bazı bölgelerdeki tehcir operasyonları da yine Maliki’nin takip ettiği siyaset politikası içinde yer alır. Bunlar ve daha niceleri Malikinin işlediği suçlardan oluşan buzdağının sadece görünen kısmıdır.
 
İşte bu nedenle Ey Iraklılar! Sizin bu devriminiz sadece meşru olmakla kalmayıp, sabredilmesi ne mümkün ne de mantıklı olan ve durmaksızın sistematik bir şekilde devam eden bu zulme bir dur demek için kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir. Özellikle de artık söz konusu olan şeref iken ve iş kutsiyetlerin ihlaline vardırılmış iken ve yine hayatın her safhasında, Allah’tan korkmaksızın ve insanlardan utanmaksızın bir ayrım, dışlanma ve tehcir yaşatılırken… Bu devrim, hangi dine ve mezhebe mensup olursa olsun Irak’ta zulüm gören mazlumların tamamından zulmü gidermek ve Allah’ın iradesiyle aynı toprakların üzerinde yaşayan tek bir millet olan Iraklıların kimliklerini muhafaza etmek için mücadele eden bütün Iraklıların devrimidir.
 
Bunun için hepinize ait olan, Basra’nın, Necef’in, Kerbela’nın, Anbar’ın, Musul’un ve Selahaddin’in devrimi olan bu devrimi sürdürmelisiniz. Kıymetli kardeşlerim, sizin bu devriminiz, ülke içinde ya da dışında birçok insana gizli kalan pek çok belgenin gün yüzüne çıkmasına sebep olmuştur. Bağdat’taki Yeşil -ya da Kara – Bölgenin yöneticilerinin de değişimden, halkın sorgulamalarından ve Allah’ın en şiddetli hesabından kaçamayacaklarını göstermiştir.
 
Bu devrimin devamıyla birlikte şunların da yerine getirildiğine dikkat etmek gerekir:
 
1- Barışçıl devrimi muhafaza edip güvenlik güçleriyle mümkün olduğunca çatışmaya girmemek.
 
2- Bütün Iraklıları kapsayan millî söylemi muhafaza edip, kimi zaman sıradan insanlar tarafından kimi zaman da Irak ve Iraklıların iyiliğini istemeyen hastalıklı beyinler tarafından ortaya atılan hizipçi sloganlardan ve söyleyişlerden uzak durmak.
 
3- Meşru olan isteklerinizi ve devriminizi kötü göstermeye çalışan fitnecilere, asılsız iddialarda bulunanlara ve yürüyüşünüze engel olanların aranıza girmelerine asla müsaade etmemek.
 
4- Ortak bir istek etrafında toplanıp, bu isteğe adilane bir yanıt verilmediği takdirde rejimi düşürmeye vardıracak derecede çıtayı yüksek tutmak.
 
Son olarak onurunu, şerefini, Iraklı kimliğini ve Irak’ın bütünlüğünü muhafaza etmek isteyen bütün vatandaşlarımızı ve özellikle güney bölgelerinde oturanları, tarih boyunca olduğu gibi bütün felaketler ve musibetler karşısında tek bir kelimede ve aynı safta birleşip Iraklıların mertliklerine yaraşır bir tablo çizmek için onurlarını ve şereflerini korumak üzere sokaklara dökülen protestocu kardeşlerinin yanında yer almaya davet ediyoruz.
 
Sözlerime son verirken Allah’ın bereketi ile yürümenizi temenni ediyorum. Kalplerimiz sizinle, dualarımız tevfikıniz ve isteklerinizi ve emellerinizi gerçekleştirebilmeniz için, Allah Teâlâ’nın da buyurduğu üzere: “Çalışın! Yaptıklarınızı Hem Allah, hem Resulü hem de müminler görecektir ( Tevbe/ 105)”
 
Esselamü aleyküm ve rahmetüllah ve berakatüh
Prof. Dr. Haris Süleyman Ed-Dâri
Irak Müslüman Âlimler Heyeti Genel Sekreteri
H. 16 Safer 1403/ m. 30.12.2012
 
HEYET Net

Loading

Related posts

Leave a Comment