CIA ve Mossad’ın Irak’taki Tasfiye Cinayetleri

 

 

5500 Iraklı Bilim Adamının Tasfiye Edilmesi Cinayetinin Arkasında Amerikan İstihbaratı CIA ve Siyonist Mossad Parmağı

 

Amerikalı yetkililer, 2003 yılının Mart ayında yaralı ülke Irak’a karşı Amerikan yönetimi öncülülüğünde planlanan barbar savaşın hazırlıklarının başlamasından itibaren Iraklı bilim adamları konusuna ilgililerini gizlememişlerdir.

Amerikalı yetkililer,  bu isimler üzerinde yoğunlaşmışlar ve  Alonfomik komisyonunda bu bilim adamlarının  sorgulanmalarına öncelik verilmesini ve isimlerinin tespit edilmesini istemişlerdir. İşte bu durum, Irak’ın acımasız işgalinden bu bilim adamlarının takip edilmesini; daha önce yapılan planların hayata geçirilmesini ve onların göçe zorlanmasını sağlamıştır.

Resmi olmayan baz istatistikler, 2003 yılının Mayıs ayında 458 tane Iraklı bilim adamı şehit edilmiştir.  Bu sayı aynı yılın Ağustos ayında 872’ye ulaşmıştır. Daha sonra Iraklı bilim adamlarına yönelik yapılan suikastlar 2004 yılana kadar  devam etmiş  ortalama ayda 650 bilim adamı şehit edilmiştir.

Amerikan yönetiminin ve Siyonist müttefiklerinin bu barbarlığına kanıt olarak devam edecek bu vahşice cinayetlerine ışık tutma amacıyla İngiltere’de yayımlanan “Siyasi Sahneler” adlı dergi geçen Mart ayında yayımlanan 22. sayısında, Bağdat’ın işgalinin ikinci gününden itibaren başlayarak ıraklı beyinleri tasfiye etmek amacıyla geçen on yıl boyunca çeşitli uzmanlık alanlarında 5500 Iraklı bilim adamına yönelik gerçekleştirilen suikast eylemlerini  gün yüzünü çıkarmıştır.

Dergi, Iraklı bilim adamlarına yönelik yapılan bu suikastları üç taraf arasında dağıtmıştır: Birinci Taraf: Siyonist İstihbarat Servisi (Mossad); Iraklı bilim adamalarını, araştırmacıları, düşünürleri, akademisyenleri, tıp doktorlarını ve özellikle nükleer, kimyasal, mühendislik ve sanayi alanında uzman bilim adamlarını takip ve tasfiye etmek amacıyla  Irak’a gizli bir grup göndermiştir. Bunu da en üst düzeyde Siyonist güvenlik birimlerinin kararına istinaden yapmışlardır.

İkinci Taraf: Amerikan İstihbarat Servisi (CIA):  Amerikan İstihbarat Sevisi, Iraklı bilim adamlarına kendileriyle işbirliği yapmaları karşılığında dudak uçurtan tekliflerde bulunmuşlardır. Amerika’da çalışmaları için iş sözleşmeleri yapmışlar ve güvenlikleri için teminatlar vermişlerdir. Bu teklifleri kabul etmeyenleri takibata almışlar ve aşamalı olarak tasfiye etmişlerdir.        

Üçüncü Taraf: Tasfiye operasyonuna girişmeleri amacıyla dışarıdan talimat alarak hareket geçen Iraklı grup.

Dergi, bütün bu olanların doğrudan Amerikan yönetiminin kontrol ettiği  Geçiş Yönetim Dönemi diye adlandırılan dönemde yaşandığının altını çizmektedir. Bu dönemde Amerikan işgal kuvvetlerinin himayesi altında Irak’ın çeşitli şehirlerine yoğun bir şekilde Mossad ajanlarının girerek  Iraklı atom bilim adamalarını ve en ünlü  kimyagerleri araştırdıkları görülmüştür.

Dergi, Iraklı bilim adamlarının kaçırılmasında, öldürülmesinde ve çekilmesinde Siyonistlerin büyük rolünün olduğunu vurgulamıştır.  08 Nisan 2004 tarihinde emekli bir Fransız generalin Fransa’nın 5.kanalına verdiği demeçte, Siyonist Komandolar  Birliği’ne mensup 150’den fazla askerin, Irak topraklarına girerek daha önceki Irak rejimi sırasında silahlanma programında yer alan Iraklı bilim adamlarına suikast düzenleme görevine katılmışlardır. O dönemde Uluslararası Silah Denetimcileri  komisyonunun başkanlığını yapan Hans Blix’e İsraillilerin isimleri sunulmuştur.

Dergi, açıklamalarını – ismini yayımlamadığı-Fransız General’e dayandırarak şunları kaydetti: “ Suikast planları, Amerikalı  ve İsrailli  yetkililer tarafından düzenlendi. Bununla neyin amaçlandığına dair elinde önemli bilgiler var. Bu da, Irak’ın füze gücünü planlayan  ve nükleer programının temelini oluşturan bilim adamlarının tasfiye edilmesidir. Zira bunlar, İsrail’e korku salan kimyasal silah programına katkıda bulunmuşlardır. Bunların sayısı üç bin beş yüz kişi olup uluslar arası birikime sahiptirler. Bunların arasında, çeşitli silahları geliştirmek için çalışan beş yüzü bilim adamı bulunmaktadır.

Dergi, bir süre önce Körfez Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin yayımlamış olduğu rapora dikkati çekiyor.  Söz konusu ayrıntılı raporda Siyonist- Amerikan planlarının boyutları açıklanıyor ve bunların  amacının Irak’ın askeri tersanesini yeniden inşa edilmesini engellemek,  Iraklı bilim adamlarının beslendiği kaynakları araştırmak, bilgi ve birikimlerini elde etmek,her hangi bir Arap ülkesine veya İslam ülkesine gitmelerini engellemek, her hangi bir şemsiye altında faaliyetlerine geri dönmemeleri için uyarmaktır. Dergi, Washington’un bunları kendilerine karşı tehlikeli olarak gördüğüne kaydederek bu iğrenç planların birkaç ana eksen üzerinde sürdüğüne dikkati çekmektedir: Seksenli yılların başından buyana Irak’ın inşa etmeye çalıştığı gelişmiş Irak alt yapısını yok etmektir. Bu plan,  Siyonistlerin 1981 yılı Haziran ayında  Irak’ın nükleer tesislerini bombalamasıyla start vermiştir. Bunu Washington’un daha önce bir benzeri görülmeyen  kararları Güvenlik Konseyinden çıdattırması takip etmiştir. Söz konusu kararlar, Irak’ın  bu alt yapısını yok etmeyi ve Irak’ın silahsızlanmasını hedeflemiştir. Amerikan’ın başını çektiği 1991 yılında yaşanan saçma savaşın akabinde ve 2003 yılında oğul Bush’un öncülüğünü yaptığı açık işgalden sonra  Amerikan işgal kuvvetleri yağmalama operasyonlarına başlamıştır. Böylece Irak’ın laboratuarlarının, üniversitedeki birimlerinin ve bilimsel araştırma merkezlerinin % 70’den fazlasını yağmalamışlardır.

Bu bağlamda yukarıda adı geçen merkez raporunda şunları söylemektedir: “ Irak’ın nükleer programının başlamasından bu yana, İsrail bu programı geliştirmeyle bağlantısı olan Arap bilim adamlarını takip etmeye başlamıştır. Mısırlı, nükleer bilim adamı Yahya Al Müşedde’nin başına gelenler bundan başka bir şey değildir. Mossad Fransa’da 1980 yılı yazında kendisine suikast düzenlemiştir.” Rapor açıklamalarına devamla, Iraklı bilim adamlarının hedef gösterilmesi, Amerikalılar için önemli bir görevdi. Amerikan Merkezi Komuta karargahındar açıklama yapan general Vincent Brooks son savaştan iki ay önce açıklamaları da  bu meyandadır. “Washington’un Saddamı düşürmenin dışında başka hedefleri de vardır. Bu da uzun menzilli kitle imha silahlarının yok edilmesi programı çerçevesinde Irak’ın sahip olduğu nükleer, kimyasal ve biyolojik silah geliştirme potansiyeldir.”

Öte yandan şuan ki Sağlık Bakanlığının doktorlarından biri olan Dr. Mahmud Abbas, Iraklı ilim adamlarının, akademisyenlerin ve araştırmacıların kaçırılması ve katledilmesi araştırılması, soruşturulması gereken bir meseledir. Bu mesele yabana atılacak bir mesele değildir. Bu yabancı kesimlerin bir planıdır. Irak’ı yaratıcı beyinlerden mahrum bırakmam amacıyla işlenen bu tür cinayetlerde Siyonist Mossad’ın parmağı olduğuna dair suçlamalar söz konusudur.  Daha önce Irak Üniversitelerinde bulunan çok sayıda bilim adamı ve hocaya yönelik suikastlarda  Mossad’ın sabıkası vardır. Özellik de Başkent Bağdat’ta ve kuzeyde bulunan şehirlerde…

Aynı şekilde Bağdat Üniversitesi Filistin Araştırmalar Merkezi Başkanı, Huda Al Naimi, bu tasfiyelerin arkasında Mossad vardır. Siyonistler tarafından Iraklı ilim adamlarına ya bizimle çalışacaksınız ya da suikasta uğramayı tercih edeceksiniz, şeklinde teklif sunun mesajlar gelmiştir.

Diğer taraftan, Filistin’de haftalık yayımlanan Al Manar gazetesi geçen Mayıs ayında Irak’a karşı  savaş için hazırlık operasyonu hususunda Mossad’la CIA arasında sıkı bir işbirliği olmasına rağmen her iki servis arasında Iraklı bilim adamlarının Amerika’ya ve İsrail’e çekilmesi hususunda anlaşmazlık baş göstermiştir. Siyonist makamlar aynı yöntemi kullanarak  Sovyetler Birliği dağılmasından sonra onlarca Rus bilim adamını silahlanma programlarıyla birlikte kendi içine çekmiş ve  onları Siyonizm’in merkezinde  gizli bir üsse taşımışlardır. Nitekim bu konuda bir çok Amerikan kurumunda çalışan yetkililer söz etmiştir. Bunlar arasında Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme  Carnegie Vakfı üyesi John P. Vthal vardır.  Amerikan Enerji Bakanlığında nükleer yayılmayı engelleme politikalarının önceki danışmanı Sovyetler Birliğinin düşmesinden sonra olduğu gibi  Iraklı bilim adamları da Amerika’ya çağırmıştır.  Nitekim Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa ve Japonya  Sovyetler Birliği silah bilginleriyle işbirliği yapmıştır. Geçim parası elde etmek amacıyla ellerinde bulunan her hangi bir maddeyi veya deneyimlerini satmamalarını teminat altına almışlardır. Mark Clayton 2012 Ekim ayında The Christian Science Monitor gazetesinde yayımladığı makalesinde Amerika Birleşik Devletlerinde eğitim gören Iraklı bilim adamlarının listesine yer vermiş ve bu bilim adamlarının Irak’ın savaş silahlarından daha tehlikeli olduğunu söylemiştir.  Uluslararası  denetimcilere çağrıda bulunarak Irak’ta kitle imha silahları araştırma hususunda onları yanlarına almalarının zorunlu olduğunu söylemiştir. Irakta iddia edilen bu silahların arkasında düşünen beyinlere karşı dikkatli olunmasını belirtmiştir.

Amerikan işgalinden sonra Iraklı bilim adamlarına yönelik kaçırma ve suikast eylemlerinde büyük artışlar görülmüştür. Irakta tüm hükümetlerin güvenliği sağlama konusunda başarısız olduğu bir dönemde uzun tasfiye listelerine dahil edilmeden önce binlerce Iraklı doktor, mühendis, araştırmacı ve akademisyenin Irak’ı terk etmesi için kampanyalar başlatılmıştır. Bağdat’ta Üniversite Hocaları Birliğinin hazırladığı bir istatistikte suikast eylemlerinin % 80’ni üniversite çalışanları hedef almıştır. Kurbanların yarıdan fazlası profesör, yardımcı doçent unvanını taşımaktadır. Yapılan suikastların yarıdan fazlası Bağdat üniversitesinde olmuştur.  Daha sonra bunu Basra üniversitesi takip etmiştir. Sonra Mustansırıyye gelmiştir. Tasfiye edilen bilim adamlarının % 62’si  batılı üniversitelerden doktora unvanı almış hocalardan; üçte biri fen ve tıp alanında uzmanlardan; %17’si görevini yapan tıp doktorlarından  oluşmaktadır. Tehdit edilenlerin dörtte üçü öldürülerek tasfiye edilmiş ve diğer kalan çeyrek ise yurtdışına kaçmıştır.

Burada hatırlatmak gerekir ki, Washington savaş ilan etmeden önce  Irak’ı boşaltma hedefini gerçekleştirmek için  çok sayıda önlemler almıştır.  2002 yılında 1441 nolu Güvenlik Konseyinin  kararının garantilenmesi için ısrarcı olmuştur.  Bu kararın bir maddesi, Irak’ın uluslar arası denetçilere izin vermesini, bilim adamlarının ve teknik adamların sorgulanmasını ve hatta gerekirse  onların aileleriyle birlikte yurtdışına çıkartılmalarını gerekli kılmıştır. Bütün bunlar Irak silah programı hakkında bilgilerin elde edilmesini garantilemek için yapılmıştır.  Aynı şekilde Amerikan Senatosu 2003 yılında  “Irak’lı bilim adamlarının göç etmesi” yasasını onaylamıştır. Bu yasa Iraklı bilim adamlarına, Irak’ın silahlanma programıyla ilgili güvenilir bilgi vermeleri  karşılığında  kendilerine göç etme onayını öngörmektedir. Aynı zamanda bunlara Amerika Birleşik Devletlerinde uzun süreli ikamet izni  verilmektedir. Diğer taraftan Amerika Birleşik Devletleri, Iraklı bilim adamlarına Washington’un belirleyeceği  belli ülkelere birikimlerini sunmamaya bağlı kalmaları şartıyla Irakta çalışma veya Amerika Birleşik Devletlerinde çalışma arasında tercih yapmalarını istemiştir.  Amerika’ya gitmeyi kabul etmeleri durumunda kendilerine oturum verileceğini belirtmişlerdir. Amerikan Dışişleri Bakanlığı bu hususta  20 milyon doları aşan bir bütçe hazırlamıştır.

Yukarıda anlatılanları özetleyecek olursak, Iraklı bilim adamlarına yönelik yapılan suikastlar iğrenç işgal yönetiminin onayladığı organizeli anarşin stratejisinin bir parçası kabul edilir.  Amaçları Iraklıları uysallaştırarak boyun eğdirmektir.  Bu temelde devletin sarayları, tesisleri, bankaları, üniversiteleri, fabrikaları, askeri mühendislik merkezleri, müzeleri, zengin kültür mirasıyla birlikte kütüphaneleri rutin hale getirilmiştir. Fakat soru şudur: Iraklı ilim adamlarına yönelik yapılan sumen altı etme nedendir?  Niçin  tahkikat tutanakları, faillerin kimlikleri ve bu katliamın arkasında duran kesimler açıklanmamaktadır?.. Şuan ki  hükümet erki, Irak toplumunda kalan akademisyenleri korumak için  niçin gerçeği açıklama hususunda oyalanmaktadır?

 

 

HEYET Net

Loading

Related posts

Leave a Comment