Dr. Musenna Abdullah*
ABD, insan hakları ilkeleri ve Suriyelilerin kanını, Suriye rejiminin kimyasal silah kullanmasından vazgeçmesi ile takas etti. Saatler süren bu dramatik durum, sonunda kabul edildi. Amerika'nın anlayışına göre, silahlı muhalif gruplarla karşılaştırdığımızda rejim, katil sıfatından daha az katil sıfatına dönüştü. Bizler şu an, katil ile daha az katil ve kötü ile daha az kötünün kıyaslandığı bir zamandayız.
İran, yeryüzüne bu konumun kabul edilebilirliğini ve rejimin Suriye topraklarındaki muhalefete karşı olan hâkimiyetinin güçlenmesini teyid etmek üzere hareket etti. Bağdat'tan Suriye topraklarına doğru uzanan yolun asfaltlanması için harekete geçerek, Cenevre konferansından önce, müttefikleriyle müzakere edebilmek için Enbar ve hız engelini kaldırdı. Artık bunlar eşdeğer şeylre. Ebu'l-Fadl el-Abbas Tugayı, Vadu's Sadık Tugayı, Irak Hizbullah'ı ve İran'a bağlı Kudüs Tugaylarının bayrağı altında savaşan 5 bin milis bulunuyor. Daha sonra istenilen şey ise İran Devrim Muhafızları'ndan çoğunun Suriye'ye girerek, savaş dengesini tersine çevirmek ve yeni bir siyasi yol haritası çizmek…
Maliki, kendisine rahatsızlık veren birçok ilde yapılan barışçıl eylemlerin neden olduğu kaygıları taşıyor. Ülkede yeniden başlayan ve güvenlik güçlerinin durdurmakta aciz kaldığı patlamaların sorumluluğu da onun omuzları üzerinde. Ölüm oranları 2003'ten bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Mensup olunan yada karşı çıkılan mezhepsel mevzularda, siyasi kılıflar altında güçlü sesler ortaya çıktı. Her alanda yaşanan başarısızlığı ve acziyeti kınandı. Üçüncü dönem içinde aday olmamayı istedi. Bunlardan önce de çeşitli illerde yerel seçmen listesindeki seçmenlerini kaybetti. Kazanmak için mücadele ettiği seçim kampanyasına yeni başlamıştı ki başına gelmeyen kalmadı. Kamu hizmeti için değil, koalisyondaki herhangi bir müttefiğin ilk seviyesine çıkmamak için… İşte bağımsız bir milletvekili onun hakkında böyle konuştu. Ben kazandım. Bu sefer kaybetseydim, Sadr grubu veya yönetimin elindeki Yüksek Kurul'dan birine de bırakmayacaktım.
Maliki İran'ın talebini büyük bir tutku ile kaptı. Yerini sabitlemek için tüm mezhepçi müttefikleri üzerinde etkili konuşarak, İranlı müttefikleri karşısında büyük bir fırsat yakaladı. Askeri, iktisadi ve insani çabanın yoğunluğuna karşı, Suriye topraklarındaki "kutsal" savaşta akidesi uğruna cesaret gösterdiği takdirde; üçüncü, dördüncü, onuncu kez tekrar birinci olabilmek için onları mecbur bırakmaya gücü yeten tek kişi o. Bunun gerçekleştirilmesi ve Kudüs Gücü'nden gönüllü milis grupların izleyeceği yolların güvenliğinin sağlanması için, Enbar çölüne bazı Irak ordu birimlerinin gönderilmesine yönelik talimat verildi. Ancak askere verilen talimat, silahlı güçlerin hakimiyeti ele aldığını gösteriyor. Onlar da tümen komutanı ve personelini havaya uçurmak için tuzak kurarak cevap verdi.
Çünkü; kaybı ağırdı. Çünkü, vazgeçmek Maliki için siyasi varlığını ilelebet bitirecek son bir hezimetti. Bunun için, kendisinin de ifade ettiği gibi devrim operasyonuyla harekete geçmek gerekti. Bu devrim operasyonu sadece askerlerini öldürenleri değil, tüm Enbar halkını kapsıyordu.
Operasyonun ilk adımı, Enbar'da barışçıl gösterilerin yapıldığı meydanın El Kaide'nin merkezi olduğunu, Irak'ın köşe bucağında patlayan mayınlı araçların bu meydandan hareket ettiğini ve ülkede gerçekleşen cinayetlerin bölge sakinlerinin katılımıyla yapıldığını ilan etmekti. Bir sonraki adım ise; Irak toplumunu Yezid taraftarları ile Hüseyin taraftarları şeklinde ikiye bölmekti.
Nitekim, ordu kendi vasfıyla Huseyniydi. Yezid'i takip edenlerin yollarını, meydanlara dağılarak ve operasyonlar düzenleyerek kesmeliydi. Bu iki adım; bir tarafa suç isnat edip, diğer tarafın her yaptığını onaylamasını sağlaması hasebiyle Maliki için oldukça gerekliydi. Ayrıca; " Enbar meydanında bir daha Cuma namazı kılınmayacak ve çadırlar iki gün içerisinde kaldırılacak! " söylemleriyle kendisinin otoriter kararlar alabileceğini göstermesi için de gerekliydi.
Müttefiklerinin yoğun alkışı karşısında içini kaplayan bu kibir duygusu, onu eylemlerin öne çıkan isimlerini tutuklamaya itti. Hemen akabinde, kendisine bağlı güçleri, liderlerden birisini yakalamak için bölgeye gönderdi ve onu öldürdü. Kardeşi Muhsin'i tutukladı. Bunu güçlendirilmesi gereken büyük bir zafer olarak niteledi. Çölde konuşlanmış askeri güçlere, Suriye üzerindeki yolu asfaltlama operasyonuna hazırlık olarak, ili çembere almalarını ve bölgeye müdahalede bulunmalarını emretti.
"Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı! " Ki bu hesaplar, liderlerin hepsini yakalayıp, onları televizyon ekranlarında, siyasetçilerden, aşiret şeyhlerinden ve tanınan din adamlarından aldıkları bilgileri delil göstererek, El Kaide'nin önemli komutanları olarak tanıtmayı hedefleyen Maliki'nin danışmanları ve beraberindekilere aitti. Yakalanmaları için siyasi, toplumsal ve hukuksal gerekçeler sunmayı hedeflediler. Ancak hesapları tutmadı. Bunun en bariz delilleri, ordudan onlarca askerin, kendi halkını öldürmeyi reddettikten sonra Enbar aşiret şeyhlerine sığınmalarıydı. Operasyonun gerçek niyetlerini gözler önüne seren bir diğer gerçek ise İranlı yetkililerin Enbar halkına müdahale etmesi yönünde Maliki hükümetine destek olacaklarını söylediği açıklamalarıydı. Yaşananlar, Enbar'ın planlanan bu projenin önünü kesmekteki şerefli rolünü ispatlamış oldu.
* Iraklı Politikacı- Araştırmacı
HEYET Net Arapça sitesinde yayınladığı bu makale Türkçe okurlarımız için çevrilmiştir.
![]()