HEYET’in İkinci Sezon Ramazan Derslerinde Dr. Kahtan Ed-Dori Konferans Verdi

İslami İlimler Üniversitesinde hocalık yapan Dr. Kahtan Ed-Dori, Irak Müslüman Alimler Heyeti bünyesinde faaliyet yürüten İlim Birimi’nin düzenlediği ikinci sezan Ramazan derslerinin beşinci oturumunda İslam’da Vasat Olma Mefmusu adlı bir konferans verdi.

Dr. Ed-Dori, konuşmasına vasat mefhumuna giriş yaparak ve İslam ümmetinin diğer ümmetlerden nasıl üstün olduğuna açıklık getirerek başladı. Bütün ümmet/milletlerin vasat olduğunu iddia ettiğine dikkat çeken Ed-Dori, ancak İslam’da bu özellik ayet ve hadislerle doğrulanmıştır değerlendirmesinde bulundu.

Düzenlenen konferansta vasatiyye kelimesinin direk vasat kelimesinden müştak olduğu ve her şeyde en tercih edileni, en faziletlisi ve en güzeli manalarına geldiği açıklandı. Söz konusu bu kelimenin Kuran’da 5 defa geçtiğini belirten Ed-Dori, ancak konferansın Allah (azze ve celle)’nin “İşte böylece sizi vasat bir ümmet kıldık” ayetine odaklanacağını ifade etti. Aynı şekilde konferansta kadim veya muasır çeşitli tefsirlerde müfessir alimlerin dikkat çektiği manalarına, adaleti ifade eden vasatlık üzerine delalet eden delillere de değinileceğini vurguladı. Ayetin hemen devamında “sizin insanlığa şahitler olmanız….için” kısmında şahit olabilecek kişi ancak adaletli olan kişidir açıklamasında bulundu.

Daha sonra Dr. Kahtan Ed-Dori, bu ümmetin vasat olmasını ve diğer ümmetlere şahitlik edeceğini doğrulayan nebevi hadisleri zikretti. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şu hadisi de zikredilen hadisler arasındaydı: “Kıyamet gününde Nuh (aleyhi selam) getirilir de ona: Tebliğ ettin mi? diye sorulur. Nuh (aleyhi selam) da: Evet tebliğ ettim Yâ Rabbi der. Bunun ardından Nuh (aleyhi selam)’ın ümmetine: Nuh size tebliğ etti mi? diye sorulur. Onlar da: Bizi ahiret azabından korkutan bir nezir gelmedi, derler. Soran da Nuh (aleyhi selam)’a: Senin şahitlerin kimdir? der. Nuh (aleyhi selam) da: Muhammed ve Ümmetidir, der. Bunun üzerine sizler getirilecek ve Nuh (aleyhi selam)’ın tebliğ ettiğine şehadet edeceksiniz” Bunun ardından Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şu ayeti okudu: “İşte böylece sizin insanlığa şahitler olmanız, Resûl’ün de size şahit olması için sizi vasat bir ümmet kıldık.” Söz konusu konferansta başka hadislere de yer verildi.

Daha sonra konferans vasat kelimesinin lügavi medlulü açıklamasıyla devam edildi. Bu konuda mütehassıs dilcilerin sözleri şahit olarak getirilerek çeşitli kitap ve sözlüklerinden istinbat yapıldı. Genelde dilcilerin vasat kelimesini adalet kelimesiyle tefsir edildiği belirtilirken konuya dair cahiliye döneminde ve İslam’ın ilk döneminde bazı şiir beyitleri delil olarak gösterildi.

Dr. Kahtan Ed-Dori, ifrat ve tefrite baskın gelindiği takdirde vasatlık hayırlılık, adalet ve hakkı tercih etmek manalarına geleceğini vurguladı. Tıpkı Allah (azze ve celle)’nin şu ayetinde olduğu gibi; “En vasatları dedi ki…” Yani; en hayırlıları, en adaletlileri. Aynı şekilde bir hadiste şöyle denilmiştir; “İşlerin en hayırlısı en vasat olanıdır” yani tercih edilenleri.

Konferansta vasat kelimesinin tam karşısında aşırılık (gulüv) kelimesi durduğu belirtilerek bunun şeriatta haddi aşmak manasına geldiği vurgulandı. Bu konuda hiç iftar etmeden oruç tutmak isteyen, hiç uyumadan gece namazı kılmak isteyen ve eşiyle hiç ilişkiye girmemeyi isteyen kişileri konu eden meşhur hadis örnek olarak gösterildi.

Aşırılık ve gulüv noktasında Dr. Kahtan Ed-Dori, İslam ümmetinin Allah’a davet ederken hikmet, öğüt ve güzel bir şekilde davet etmekle memur olduğunu açıkladı. Sonrasında aşırılığın sebep ve etkenlerini açıklayan Ed-Dori bunun başında ilmin tam zıddı olan cehalet ve şehvetlere tabi olmanın geldiğini vurguladı.

Dr. Kahtan Ed-Dori sözlerini şöyle sürdürdü: “Ahkamın istinbatını, hükümler arası tenakuz ve tercihi bilmemekte aşırılığın diğer bir sebebidir. Aşırıya kaçanların geneli Arap ilimleri, fıkıh, tefsir ve hadis ilimleri hakkında bilgisi olmayan kimselerdir. Bu nedenle görüşleri hevalar ile uyum sağlamış bir şekilde belirmektedir, haktan oldukça uzak bir şekilde. Kötü anlayış, aşırıları akıllarıyla hükmetmeye ve kendilerini ilim sahibi sanıp başkalarını cahil görerek akıllarını nasların önüne takdim etmeye sevk eder. İşte bu ahlak sadece kendi alimlerinin görüşlerinin mutaassıbı olan ve kör taklit tabileri olan aşırılarının cehaletinin aslını oluşturur. Gerçek taklit, şeriatı taklit etmektir. Selefi Salihin müttebi idi, mübtedi değildi.

Devamında Dr. Kahtan Ed-Dori, aşırılık ve gulüv ehlinden bazı örnekler verdi. Onların nasıl İslam inancında haddi aşıp hulul, tenasüh, beda, tevil, ibtida gibi şeyleri kabul ettiğini açıkladı. Onlardan bazılarının mahremleri, içkiyi ve diğer şeyleri helal kıldığını hatta düşmanca tartışmaların hakka ulaşıp bu kimselerin Kuran’da şüpheyi bakı kılmakla bazılarını koruduklarını iddia ettikleri açıklandı konferansta. Birçok cahil kesimin bunları takip ettiği belirtilirken alimlerin bu tarz insanları rahat bırakmadığını ve hakkı açıkladığı ifade edildi.

Konferansın sonlarına doğru Ed-Dori, bu problemin çözümüne yönelik tavsiyelerde bulundu. İslami fakültelere ve liselere seslenen Ed-Dori, bu konuda adım atmaları gerektiğini vurguladı. Söz konusu aşırılık probleminin tek çözümünün ilim olduğunun altını çizdi. Nitekim eğitim gören kişinin aşırılıktan uzak durarak hakkı savunacağına değindi. Bu nedenle alimlerin ümmeti bu aşırılardan koruyan emniyet supabı olduğunu ve onların yıkıcı fikirlerinin karşısında durduğunu vurguladı Ed-Dori.

Konuyla alakalı katılımcıların sorduğu sorulara Dr. Ed-Dori cevap verdikten sonra Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreteri Dr. Müsenna Ed-Dari, HEYET’in konferans davetine icabet eden Dr. Ed-Dori’ye teşekkür etti ve bu değerli konferansı katılımcılara ithaf etti. Daha sonra Ed-Dari, Kahtan Ed-Dori’nin bazı menkıbelerini ve ilmi etkilerini konu etti. Onun Bağdat hocalarından daha fazla güvenceye önem gösterdiğini ve ilmi yöntemi taklit etme hususunda en fazla tavsiyeleri olan kişi olduğunu vurguladı. Bunun birçok konferans, kitap ve tartışmalarında görülebileceği belirtildi.

Konuşmayı bitirmeden önce Genel Sekreter Dr. Müsenna Ed-Dari, bu gece verilen konferansın kusursuz ilmi, sağlam, temkinli, yöntemi açık olduğu ve üç aşama taşıdığı noktasına dikkat çekti. Ed-Dari; “Bunun Sebr ve Taksim (denemek, toplamak ve saymak) yöntemi kullanılarak tam bir istikra/tümevarım yöntemi kullanılarak fikri hızlı bir şekilde zihinlere ulaştırdı. Ardından bütün mezheplerin delillerine yer verildi ki ilmi yöntem herkesin görüşünü alır ve o görüşleri tartışır. Sonrasında birçok konferans ve dersin aksine konferansın sonunda konunun özeti yapıldı. Vasat olmak konusundan istifade edildikten sonra tedavisine yönelindi. Tarih ilmini tamamlayıp da aşırı olan bir kimseye şahit olmadı. Bu da konferansın semeresidir.”

 

 

HEYET Net

Loading

Related posts

Leave a Comment