Irak’ı Kim Yönetiyor?

 

Talat Rumayyih

Irak’ı kim yönetiyor ve Irak’ta kararlar nasıl alınıyor? gibi sorular cevapsız kalmaya devam etmektedir. Bir türlü sonu gelmeyen kaosun varlığı ve -özellikle uluslararası koalisyon adı altında onlarca devletin askeri varlığı olmak üzere- ülkeyi işgal eden kuvvetlerin çokluğu nedeniyle Irak’ı araştıran her bir aklı şaşkına çevirip aciz bırakan sorulardır bunlar. Ayrıca rol ve görevlerinin, çıkarlarının, anlaşmazlıklarının çokluğu, İran ve Amerika işgal projesinin çift yönlü tabiatı, Siyonist istihbarat birimlerinin varlığı, şayet müessese olarak nitelendirilebilecekse bazı müesseselerin şekli, bu müesseselerin pasifliği, ulusal proje fikri, halk meşruiyetinin yokluğu, parçalanmaların tabiatı, savaş faaliyetleri, maddi, lojistik ve kararlarla desteklenen çeşitli kuvvetlerin veya milislerin tesirleri akılları bulandırmaktadır. Bu aynı şekilde işgalcilerin kurduğu şekilsel devlet bile olsa güven vermemektedir. Çünkü onlar, asli olarak insani kanunun dışına çıkmış kuvvetlerdir. Kaosla güç bularak yaşarlar, kaosu bir araç olarak kullanarak çıkarlarını gerçekleştirirler. Aynı zamanda yaygın ve etkili çeşitli mafya kaynaklarıyla birlikte Irak durumuna yönelik kararlarla ilişkililer.

Bundan önce ve sonra bizler, yıkılmaya kastedilmiş bir devletle karşı karşıya olduğumuz gibi alternatif bir müessese oluşturmaktan da men edilmekteyiz. Dış aktörlerin ülkeyi parçalamak, yıkıma uğratmak ve bölmek planlarını gerçekleştirme imkanı sağlayan toplumsal akışkanlığın içine sokulmaktadır ülke. Aynı şekilde devlet birimlerini yıkan, ülkedeki istikrarlı yönetimi tekrar sağlama gücüne sahip alternatif müesseseler ve araçlar oluşturmaya engel olan işgalcilerin ülkeyi hedef alan yıkım operasyonlarına boyun eğdirilmektedir Irak.

Irak’ı kim yönetiyor? Ülkenin içişleri kararlarında veya dışişleri kararlarında karar sahibi olarak ve siyasi faaliyetlere yön verici, siyasi lider olarak muamele edilen Maliki mi? Yoksa ötekileri istedikleri gibi tasarrufta bulunurken orada burada konuşan El-Abadi mi? Hatta öyle bir pozisyonda duruyor ki kendisi, kesinlikle hareket edilmeyecek demesine rağmen askeri kuvvetler hareket etmekte, askeri faaliyetlerin sınırlarını belirlemekte ve onun henüz haberi yokken duyurusunu yapmaktadır.

Mesele dünyanın birçok komutanının inkarı, lafzı ve ihmali seviyesine ulaşmışken karar sahibine itibar edilmesi nasıl mümkün olabilir? Yoksa finans, lojistik ve eğitim sağlayan, askeri operasyonları komuta edip yöneten, hükümete bağlı askeri kuvvetlere ve mezhepçi milislere liderlik yapan Kasım Süleymani mi? Kasım Süleymani ve İran içerisinde çeşitli karar üreten merkezler ile mürşit, devrim muhafızları, başbakan ve resmi ordu arasında nasıl bir ilişki bulunmaktadır?

Yoksa Irak’ı yöneten kimse Haşdi Taifi milisleri mi? Onlar siyasi ve askeri karar sahibi mi? O zaman Amerika elçisinin ve arkasında duran Amerika Dışişleri Bakanlığı ile Amerika idaresinin görevi nedir? Irak topraklarında bulunan Amerikalı askeri komutanların ve arkalarında yer alan Amerika Savunma Bakanlığının görevi nedir? İstedikleri gibi açıklamalarda bulunuyorlar ve gelişmelerde olayları istedikleri gibi şekillendiriyorlar.

Es-Sadr taraftarlarının ve milislerinin görevi nedir? Bazı zamanlar askeri birlikler gibi bazı zamanlar da diğer Şii gruplarına, milislerine ve kuvvetlerine kitlesel baskı araçları gibi hareket ediyorlar? Meclis binasını basma ve Ğubera mıntıkasına girme cüretinde bulunma aşamasına kadar ulaştı onların tutumu? Peki, Başbakan ve yardımcılarının görevi nedir? Karar almada bunların herhangi bir etkinlikleri söz konusu mu?

Durum şayet resmettiğimiz gibi değilse Maliki neden tek başına siyasi ve askeri görevi üstlenmektedir? Fuad Masum merasimler görevi görürken orada burada açıklamalarda bulunan İyad Allavi’nin görevi sonlandırıldı?

Peki, Kürdistan Bölgesel Yönetimi hakkında ne diyeceğiz? Bölgede yaşananlar noktasında El-Abadi hükümetinin, milislerin veya parlamentonun gerçek anlamda bir tesiri bulunmakta mıdır? Yoksa Kürdistan Bölgesel Yönetimi, Bağdat’ta karar alma hususunda etki ve baskıya mı sahip?

Ancak kim, işgal edildiği ilk andan beri planlanan beldede sınırlı araçlara muvafakat ederek karar alma imkanları olduğunu söylüyorsa devam eden kaos onu da kapsar, devamlı bir aşınma hali içinde yaşar ve Irak’ın varlığı üzerinde işgalci olarak kaosa bizzat dönüşür!

İşgalin planlandığı ülkenin imkanı noktasında içerden kuvvetinin ve kudretinin ihtimallerinin tükeniyor olduğunu, ulusal kuvveti ve halkı temsilden uzak araçlar üzerine şekilsel müesseselerin tesis edileceğini, sonra açık bir araç olup uzaklaştırmayı gerçekleştirmek için tasarlanan yönetimde kararları almayı belirleyeceğini kim söylüyor?

İran’ın içerden işgalci unsurların ajandasına uyarak, öldürme, tehcir etme, demografiyi, kültürü ve medeniyet inşasını değiştirme araçlarına uyarak çalıştığını, onun işgali altında bağımsızlık varlığını gerçekleştirmeye kadir belde olacağını, bağımsızlık araçlarının ilki; halkın çıkarlarına uygun olarak kararlar alınan ulusal yönetimin olduğunu kim söylüyor?

Ne halk olarak, ne toprak olarak ne de devlet olarak haritada mevcut olması istenmeyen bir ülkede karar alma sistem araçlarının varlığı nasıl mümkün olacak?

Bütün şekilleri ve sınıflarıyla işgale son verilmeden ve bağımsızlık elde edilmeden Irak’ta karar alma yolları asla mümkün olmayacak.

 

Bu makale HEYET.net için özel olarak çevrilmiştir. Arapça Orijinali için LÜTFEN TIKLAYIN

Loading

Related posts