Heyet.net/Amman
Irak Müslüman Alimler Heyeti bünyesinde faaliyet gösteren Fetva Birimi “Çağdaş Fetva Yöntemleri” adını taşıyan ilmi bir toplantı düzenledi. Fetva yöntemlerine ışık tutan söz konusu toplantıya ilim adamları, araştırmacılar, akademisyenler ve ilim talebeleri katılım gösterdi.
Irak Müslüman Alimler Heyeti tarafından düzenlenen toplantı Fetva Birimi temsilcisi Şeyh Ammar El-Avde’nin çağdaş problemlerin, müftülerin yöntemlerinin, müçtehitlerin bu problemleri nitelendirmelerinin, şerî ahkamlarının açıklamalarının en genel çerçevelerini ele almasıyla başladı. Öte yandan konu hakkında öne sürülen doğru yolları ve araçları değerlendirdi.
Fetva Birimi tarafından düzenlenen toplantıda üç araştırma ayrı ayrı sunuldu. Dr. Ömer Mekki tarafından sunulan birinci ilmi araştırma şerî fetvalardaki çağdaş yöntemlere odaklandı. Bu yöntemlerden birinin eski zahiri ekolden etkilenen aşırı yöntemi temsil ettiğine dikkat çeken Dr. Ömer Mekki daha sonra “Bu ekole mensup olan kimseler nitelikleri, gayeleri, maslahatları değişen bir halde bile fetvanın değişmeyeceği görüşüne sahiptirler. Şerî hükümlerin tefsiri ve talili kabul etmeyeceğini savunurlar. İçtihadi görüşü kendilerine imam olarak seçtikleri kimsenin tek sözü kılarlar.” açıklamalarda bulundu.
Dr. Ömer Mekki sözlerini şöyle sürdürdü: “Fetvanın çağdaş yöntemlerinden biri diğeri ise birincinin tam mukabili olan gevşek/tefrit yöntemini temsil etmektedir. Bu yönteme sarılanlar fıkhi yenilenme, dini hitabın yenilenmesini ve maslahatı kutsallaştırmayı bahane olarak göstermektedir. Bu durum onları faiz, bankanın faydaları, mirasta kadın ve erkek eşitliği gibi haramları mubah görmeye sevk etmiştir. Nasları batıl tevillerle yorumlamak için bu yöntemin arkasında siyasi baskı ve İslam düşmanlarının parmağı olması uzak bir görüş değildir.”
Dr. Ömer Mekki toplantıda yaptığı konuşmasına şöyle devam etti: “Fetvanın çağdaş yöntemlerinden üçüncüsü ise gevşek/tefrit ile aşırılık/ifrat yöntemlerinin arasındaki faziletler sayılan orta yol yöntemidir.” Dr. Ömer Mekki orta yol olarak nitelendirdiği üçüncü yöntem için ayetlerden, hadislerden ve ahkamdan bazı nasları delil getirdiği gibi her yöntemin mana ve maksadını açıklayan problemleri ve meseleleri örnek olarak katılımcılara sundu.
Araştırmacı Hatim Hamidi Ed-Dari tarafından sunulan “Aslın Hilafı Kavramı” adını taşıyan ikinci araştırma ise şerî delil konusuna yönelik tanım ve tariflere, bunlara ilişkin tümel ve asıllara odaklandığı gibi mutlak fetvada şerî asıla muhalefet etmeye dayanan yöntemi ele alarak değerlendirdi.
Bu bağlamda Araştırmacı Hatim Hamidi Ed-Dari istihsan ve seddi zeria gibi usulî delilleri ve ruhsat ve zaruret gibi şerî mefhumları ihtiva eden istidlal yolunun şartlarını ve kurallarını detaylı bir şekilde ele aldı. Araştırmacı Hatim Hamidi Ed-Dari daha sonra fetvaya yönelen kişinin bu delillerle şerî mefhumları birbirine bağlayan ilişkiyi bilmesinin zaruri olduğunu vurguladı.
Araştırmacı Hatim Hamidi Ed-Dari araştırmasında kastedilen aslın manalarını anlattı. Fıkhi mezheplerin ve ekollerin yanında gerektiren şeyleri delil olarak getirdi. Bu konuda farklı metotların varlığına işaret ederek şunları söyledi: “Hiçbir şart olmaksızın mutlak olarak aslın hilafına olan hadislerin kabul ettikleri şey, haber ile kıyas arasında bir eşitliğin söz konusu olduğunu ve ikisi arasında tercihi öne çıkanın olacağını söyleyen şey, ravinin fıkhı şartıyla hadisleri aslın hilafına önceleyen şey söz konusu metotlar arasındadır. Son metot ise mutlak olarak aslın hilafına olan hadislerle amel edilmesini reddeden metottur.”
Hatim Hamidi Ed-Dari araştırmasında yer alan konuları açıklayıcı fıkhî meselelerden bazılarına örnekler getirdi. Konu hakkındaki veri ve mefhumları daha fazla açıklanmasını sağlamak için bu fıkhi meseleleri detaylı bir şekilde şerh etti.
“Tarihi Süreçte Şerî Fetvalardan Örnekler” adını taşıyan üçüncü araştırma ise fıkıh alimlerinin ayrıcalık kazandıkları, tarihin onların konumlarını ölümsüzleştirdiği, hayatlarında açık bir alamete dönüşen bazı konumlarını ele aldı. Şöyle ki içlerinden bazıları fetvanın damgası haline dönüştü: alim veya fakih zikredildiğinde zihin doğrudan ayrıcalık kazandığı fetvasına yönelir.
Söz konusu üçüncü araştırmada şunlar denildi: “Fetvanın bu türü, fetvanın geri kalan diğer türlerinden ayrılan alamet ve özellik konumundadır. Nefsi baskıyla dolu olan acil şartlarda yayınlanan, siyasi, sosyal, güvenlik ve iktisadi hayatın alanlarının birçoğunda büyük bir dönüşümü kendisinde barındıran fetva da bundandır. Fetvanın bu türünde bir gariplik söz konusudur. Bazen onda duyuların ve makulatın bir kısmına muhalefet söz konusudur. Ancak onun neticesi olumlu ve semeresi güzeldir. Bu fetvanın ehline ve bununla amel edenlere dünya ve ahrette hayır bırakır.”
Söz konusu üçüncü araştırmada şöyle devam edildi: “Fetvanın bu türünün siygasında diğer şerî delillere izafetle önceliklilik bulunmaktadır. Fıkıhta, asıllarında, kaidelerinde ve mealat fıkhı, çeşitli konular arasındaki giriftte tertip fıkhı, maslahat ile nas arasındaki ilişki konuları, bazı siyaseti şeriyye meseleleri gibi diğer konularda şerî konuların ve ıstılahların temeli olmuştur.”
Irak Müslüman Alimler Heyeti bünyesinde faaliyet gösteren Fetva Birimi “Çağdaş Fetva Yöntemleri” adını taşıyan ilmi bir toplantıya toplantının içeriğini etkileyen ve toplantıdaki kastedilen amaca ulaşmak için katkı sağlayan açıklamalar ve taliklerde bulunan bazı araştırmacılar da katılmıştı.
![]()