Irak Müslüman Alimler Heyeti yayınladığı açıklamasında hükümete bağlı güvenlik güçleri ve yargı kurumlarının bir süredir Enbar muhafazasında yer alan Felluce ve El-Karma şehirlerinde ve bazı Irak şehirlerinde bu şehirlerdeki güvenlik ve istikrar üzerinde hakimiyet kuran mezhepçi milislerin baskı ve etkisiyle güvenlik tedbirleri ve baskıcı işlemler dayatarak suç işlediklerini vurguladı.
Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreterliği tarafından yayınlanan açıklamada şöyle denildi: “Bu işlemler, ailesinden herhangi birinin terörle itham edildiği herkesin uzaklaştırılması ve tehcir edilmesiyle ilişkilidir. Şöyle ki halkın şehirden giriş-çıkış kartı çıkartılması ve belirli zaman aralıklarında yenilenmesi dayatılmaktadır. Bu ise, şüpheli olarak nitelendirdikleri terör listesinin ellerinde olduklarını iddia eden güvenlik kurumlarına müracaat etmeyi zorunlu kılmaktadır. Gizli muhbirlerin ispiyonlarıyla ve baştan sona yalanlarla hazırlanan raporlara dayanan bu isimlerin kimisi 70 yaş üstü, kimisi de gerçekte olmayan kişilerdir.”
Irak Müslüman Alimler Heyeti tarafından yayınlanan açıklamada son zamanlarda uygulanan bu işlemlerin en garibinin ise suçlanan kimsenin akrabalarından mahkeme önünde beraat sunmasının talep edilmesi olduğuna dikkat çekerek bunun masum bir insanın suçlanmasını, suçu ispatlanmamakla ve onu suçlayan bir yargı kararı yayınlanmamakla birlikte sahte belgelerle suçlamanın tespit edilmesini içerdiğini vurguladı. Öte yandan açıklamada bazı hukuk uzmanlarının da vurguladığı gibi gerçekte mahkeme önüne de çıkarılmadıklarını açıkladıktan sonra şöyle ifade edildi: “Özellikle geneli hukuk ve yargının dışında başka sebeplere dayanan ve gerçeği yansıtmayan itham ve suçlamalar neticesinde büyük felaketlere neden olan gizli muhbirlerin tanıklıklarına dayanmaktan geri adım atıldığı zaman…”
Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreterliği tarafından yayınlanan açıklamada şöyle devam edildi: “Bu zalimce uygulamalar uluslararası kanunların ve anlaşmaların öngördüğü insan haklarının en düşüğüyle bile çelişmektedir. Bu cana düşmanlık olduğu gibi insanları hafife almak, haksız bir şekilde vatandaşları suçlamak için bir çaba, toplumun dokusunu dağıtmak ve onları parçalamak için bir girişim, aile içinde fitne çıkarmak manasına gelmektedir.”
Yayınlanan açıklamada Irak Müslüman Alimler Heyeti uluslararası ve bölgesel kanunların ilkelerinin en önemlisinin suç ispat edilinceye kadar suçlananın masum olduğu yönünde olduğuna dikkat çekti. Aynı şekilde aileyi korumak, aralarındaki ilişki bağlarını güçlendirmek, hanif dinimizin teşvik ettiği sıla-i rahimi yüceltmek, akrabalık bağlarını gözetmek, topluma mürüvvet olgusunu ekmek genel maslahatın gereklerinden olduğu vurgulandı.
Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreterliği tarafından yayınlanan açıklamanın sonunda şu ifadeler kullanıldı: “Irak Müslüman Alimler Heyeti vatandaşlık haklarını ihlal eden bu tehlikeli icraatları reddetmektedir. Kanun ve yargıda çalışanları dinin, yaratılışın kaideleriyle, milli değerlerle, uluslararası kanun maddeleriyle, insanlık gelenekleriyle, aynı şekilde kendisiyle hükmettiklerini varsaydıkları anayasa ile çelişen bu icraatlar ile ilişkiye girmekten uyarmakta, onları bu icraatları yerine getirmemeye çağırmaktadır. Aynı şekilde Iraklıların onların tasarruflarını, konumlarını yüklendiğini, bu icraatlara ayak uydurarak Iraklılar hakkında işlenen suçlara ortak olacaklarını onlara hatırlatmaktadır. Irak Müslüman Alimler Heyeti vatandaşlar hakkında işlenen bu insan hakları ihlallerinden, onlara baskı uygulanmasından, daha önce kullanılan yollardan bir farkı olmayan diğer bir yolla evlerinden ve şehirlerinden tehcir edilmelerinden mevcut hükümeti, güvenlik birimlerini, onlarla yardımlaşan siyasileri ve savaş tüccarlarını sorumlu tutmaktadır.”
HEYET Net
![]()