Heyet.net/Amman
Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreteri Dr. Müsenna Haris Ed-Dari’nin Ürdün’ün Başkenti Amman’da ikamet ettiği binada her hafta düzenlenen Kültürel Perşembe Meclisi’nde bu hafta Genel Sekreter Dr. Müsenna Haris Ed-Dari “Nebevi Sünnet, Önemi, Tedvin Edilmesi ve Etrafındaki Şüpheler” adını taşıyan bir seminer verdi. Genel Sekreter Dr. Müsenna Haris Ed-Dari tarafından verilen seminerin, eski Genel Sekreter Şeyh Haris Ed-Dari (rahmehullah)’ın 2001 yılında verdiği seminer olduğuna ve 2001 yılından sonra ilk defa yayınlandığına dikkat çekildi.
Bu bağlamda Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreteri Dr. Müsenna Haris Ed-Dari “Sünnet; Kuran-ı Kerim’den sonra Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e inen vahyin kısımlarından ikincisini oluşturmaktadır.” ifadelerini kullandıktan sonra bu konuda sahih hadislerden bazı delillere, mezhepleri farklı olmasına rağmen Müslümanların bu konuda icma ettiğine, Nebevi Sünnetin Şeriat kaynaklarından bir kaynak olduğu yönünde Müslümanların fikir birliği içerisinde olduğuna, Kuran-ı Kerim’de gelen emir ve nehiylerin de bunu doğruladığına, Kuran ve Sünnette gelenlerin tek bir kaynaktan geldiğini, insanların hidayeti ve dünyada saadete ve ahirette kurtuluşa ermesi için tek bir amacı hedeflediğini ifade edişine dikkat çekti.
Genel Sekreter Dr. Müsenna Haris Ed-Dari daha sonra “Nebevi Sünnet; rivayet, ezberleme, bilinçlenme olarak sahabe (Allah onlardan razı olsun) tarafından ihtimam gösterildi. Onunla delil getirdiler, dünya hayatında arız olan meselelerde bizzat sünnete dayandılar.” ifadelerini kullandıktan sonra sünnetin bu kısmını, sahabenin sünnete gösterdiği önemi, delil olarak kullanmalarını, Kuran’dan sonra sünnetin ikinci kaynak oluşunu, tabiinin de yine bu yolu takip ettiğini, sünneti ezberlemek ve yaymak, onunla amel etmek için yarıştıklarını, sünnetten ihtiyaç gördüklerini tedvin ettiklerini, Ömer bin Abdulaziz (radiyallahu anh) döneminde senet ve metin olarak tam bir şekilde tedvin edilinceye dek bu şekilde devam ettiklerini açıklayan örnekler paylaştı.
Genel Sekreter Dr. Müsenna Haris Ed-Dari seminerde sünneti yazanların en dikkat çekenlerine değinerek Halife Ömer bin Abdulaziz’in (101 h.) de bunlar arasında olduğunu, sünnet alimlerinden ve uzmanlarından olduğunu vurguladı ve Medine-i Münevvere’de ilim aldığına dikkat çekti. Yine Muhammed bin Şihab Ez-Zühri, Ebu Bekir bin Muhammed bin Hazm, Yahya bin Said El-Ensari gibi isimlerin Nebevi Sünneti çalışan ve sünneti kaleme alan kişiler arasında yer aldığını vurguladı. Bu bağlamda Genel Sekreter Dr. Müsenna Haris Ed-Dari şunları söyledi: “Muhammed bin Şihab Ez-Zühri birinci ve ikinci asrın alimlerindendir. Kendi döneminde sünneti yazmıştır. Bu hadisleri kitaplardan ve ravilerden toplamıştır. Onun yazdığı hadisler Ömer bin Abdulaziz tarafından yönetimindeki şehirlere gönderilmiştir. Onun sünnet hakkında yaptığı, Osman bin Affan (radiyallahu anh)’ın Kuran hakkında yaptığından farksızdır. Çünkü Osman bin Affan Kuran’ın nüshalarını çoğaltmış ve İslami şehirlere göndermiştir.”
Yine seminerde Genel Sekreter Dr. Müsenna Haris Ed-Dari Müslümanların sünnete verdiği ve önemi ve ona hizmette gösterdiği ihtimamı ele alarak şunları söyledi: “Konulara göre tertip edilen tedvin dönemi hicri ikinci asırda Mekke’de Abdulmelik bin Cüreyc, Kufe’de Sufyan Es-Sevri, Mısır’da Leys bin Sad, Yemen’de Muammer bin Raşid, Medine’de Malik bin Enes gibi etbaut-tabiinin büyükleri tarafından başlatıldı. Müslüman alimler, sünnet konusunda sanatkar oldu, sahihini hastalıklısından ayırdı ve ortaya bir metot koydular. İşte bununla ve başkaca çalışmalarla Nebevi sünnet maruz kalması mümkün olan kaybolmaktan ve değiştirilmekten korundu.” Daha sonra Genel Sekreter Dr. Müsenna Haris Ed-Dari hadis ve muhaddislerin yöntemleri hakkındaki teliflerin, hadis ilimleri ve muhaddislerin yöntemleri hakkında yazılan kitapların en dikkat çekenlerini zikrederek bazı alimlere ve eserlerine dikkat çekti.
Seminerde Genel Sekreter Dr. Müsenna Haris Ed-Dari’nin ele aldığı diğer bir noktası ise hadislerin etrafındaki şüpheler ve iddialardı. Nebevi Sünnetin düşmanların dillerinden ve kalemlerinden, sünnet konusunda cahil olanlardan salim olmamıştır. Bazı iddialarda bulunmuşlar ve Sünnetin vakasında onları destekleyecek hiçbir şeyin bulunmadığı batıl şüphelere neden olmuşlardır. Bu bağlamda Şeyh Haris Ed-Dari (rahimehullah) sünnetin kaynak oluşunda şüphe gibi bu şüphelere cevaplar vermiştir. Bu iddianın batıl oluşunu delillerle açıklamıştır. Daha sonra Şeyh Haris Ed-Dari (rahimehullah) bazı bidatçiler tarafından hicri ikinci asırda gerçekleşti diye sünnetin yazılması hakkında ortaya koyduğu şüpheleri ele almış ve sünnetten Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) döneminde birçok şey yazıldığını, Rasulullah’ın vefatından sonra sahabelerin bazı sahifeleri kaleme aldıklarını açıklamıştır. Bunların yanı sıra Ali bin Ebi Talib (radiyallahu anh)’a, Abdullah bin Ömer bin As (radiyallahu anh)’a ve başkaca sahabeye nispet edilen sahifelerin tarihte olduğunu vurgulamıştır. Tüm bunların bir tedvinin varlığına işaret ettiğine, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in vefatından sonraki günlerle birlikte tedvin işinin arttığına dikkat çekmiştir.
Öte yandan Şeyh Haris Ed-Dari (rahimehullah) müsteşriklerin yaydığı sünnetin senetleri ve sahabe ve tabiinden bazı raviler hakkında şüphelere de cevap vermiştir. Nebevi Sünnet hakkında ortaya atılan şüphe çalışmalarının başarısızlığa uğradığını, İslam ümmeti alimlerinin akılları, gayretleri ile sağlamlaştırılan ve korunan sünnetin sağlam yapısı karşısında bu çalışmaların arkasında duran kişilerin umutlarının suya düştüğünü açıklamıştır.
![]()