Irak’ın Gündeminden (20.02.2020)

Birleşmiş Milletler Hazırladığı Raporunda Göçmen Çocukların Eğitim Fırsatlarının Olmadığını Vurguladı

Birleşmiş Milletler “Askeri operasyonlar, alt yapının yıkılması, kaynakların olmaması, fakirliğin yayılması 2003 yılından beri siyasi ve güvenlik kaosu yaşayan Irak’taki eğitim fırsatlarının azalmasına etki eden etkenlerdir.” ifadelerini kullandı.

Uluslararası örgüt tarafından yayınlanan ve “Irak’ta Eğitim Hakkı” adını taşıyan raporda şöyle denildi: “Askeri operasyonların gerçekleştiği muhafazalarda göç eden aileler, başta eğitim olmak üzere en basit hizmetlere bile sahip olmayan göçmen kamplarından ayrılmalarına engellemeler getiren hükümetin dayatmaları problemi yaşamaktadır. Yine bu aileler hükümetten destekleyici belgeler elde edebilmek için çok ağır zorluklarla karşılaşmaktadır.”

Birleşmiş Milletleri tarafından yayınlanan rapora göre yaklaşık 45 bin göçmen çocuk, başta okula kayıt yaptırma olmak üzere sosyal hizmet elde edebilmesini sağlayacak belgelere sahip değildir. Bunun nedeni, aileleriyle birlikte göç etmeye onları mecbur bırakan insani ve güvenlik koşullar gözetilmeksizin Milli Eğitim Bakanlığının dayattığı yıldırıcı şartlardır.

Aralarında çocukların, gençlerin, velilerin ve öğretmenlerin de olduğu 273 kişiyle gerçekleştirilen görüşmelere ve röportajlara dayanarak hazırlanan rapor, Irak’taki eğitimin son durumuyla alakalı bir çok konuyu da barındırmaktadır. Söz konusu raporda şiddetle tehdidin, yüzlerce aileyi memleketlerine geri dönmelerine engel olduğu, başta gençler arasında olmak üzere ötekileştirme ve marjinalleştirme hislerinin bu toplulukların yanında hükümetin meşruiyetini baltaladığı vurgulanmaktadır.

 

Independent Arabi: “Irak’ta Erken Seçim Göstericilerle İran’ın Müttefikleri Arasında Sıcak Bir Çatışmaya Tanık Oluyor”

Independent Arabi dün yayınladığı sayısında “Irak’taki erken seçimler, İran’a yakın siyasiler ile protestolara katılan protestocular arasında sıcak bir rekabete tanık olmaktadır. Irak’ın orta ve güney muhafazaları yaklaşık beş aydır yolsuzluklara bulaşan tabakanın adalet karşısına çıkartılmasını, kamu malını çalan siyasilerin ve göstericileri öldüren katillerin mahkemeye verilmesini, parlamentonun lağvedilmesini, anayasanın değişmesini, işsizliğe ve her geçen gün artan fakirliğe set çekecek şekilde iş imkanlarının oluşturulmasını talep eden protesto gösterilerine tanık olduğu bilinmektedir.” ifadelerini kullandı.

Bu bağlamda Independent Arabi yeni sayısında şunlara dikkat çekti: “Irak’taki siyasi liderler, geçtiğimiz ekim ayının başında yolsuzluk ve kötü yönetimle itham edilen hakim tabakaya karşı başladığından beri devam eden krizden çıkartma olasılığı bulunan, Irak’ta erken seçime gidilmesi tercihinde ittifak etmiş durumda. Ne var ki bu ittifak, iki grubun itirazıyla karşılaşmaktadır. Birincisi, yeterli hazırlık olmadan bu isteğe cevap vermenin zorluğuna inanan uzmanlardır. İkinci grup ise gösterilerin halkçılığına zarar verdiğine, tekrardan düzenleme için uygun zamanın gerekli olduğuna inanan siyasi çevrelerdir.”

Independent Arabi şöyle devam etti: “Erken seçimi destekleyen veya yapılmasına itiraz etmeyen kuvvetlerin konum ve tavırlarının farklılığı bağlamında Başbakanın erken seçim uluslararası gözetim altında gerçekleşecek ilanı geldi. Bu durum, başta İran projesiyle bağlantılı gruplar olmak üzere Şii kuvvetleri, çeşitli etkenlerden dolayı erken seçimden zarar görecek tek kesim haline dönüştürdü. Bu etkenlerin en dikkat çekeni, istifa eden Adil Abdulmehdi hükümetinin de parmağı olan göstericilere karşı şiddet kullanılmasından doğrudan sorumlu kesim olmalarıdır. Bu şiddet bugün bile Başkent Bağdat ve diğer muhafazalarda devam etmektedir.”

Independent Arabi açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Bu kuvvetler daha önce El-Feth koalisyonu altında birleşmişlerdi. 2018 Mayıs’ında ikinci sıraya yükseldiler. Daha sonra Adil Abdulmehdi’nin başbakanlık adaylığını desteklediler. Gösteriler patlak verdiğinde yine onun yanında durdular.”

Daha sonra şöyle devam etti: “Aynı şekilde 2018 seçimlerinde parlamentoda 15 sandalye kazanan Asaib Ehli’l Hak milisleri lideri Kays El-Hazali iç savaşa götürecek erken seçimi reddettiğini açıkladı. Bununla, İran’a yakın milislerin parlamentodaki sandalyelerini kaybettiği halde asla sessiz kalmayacaklarına işaret ediyordu.”

Gözlemciler Irak’taki İran’ın siyasi projesine nispetle savaşın başını temsil eden Asaib Ehli’l Hak milisleri lideri Kays El-Hazali’nin bu karşı çıkmasını, hükümet kuvvetleri ve İran’a bağlı milislerin gerçek mermi ve göz yaşartıcı gaz bombalarıyla müdahalesi sonucunda 600’den fazla göstericinin hayatını kaybetmesine ve 20 binden fazla insanın yaralanmasına neden olan gösterilere baskı sonucunda sokağın onlara karşı durmasının ardından kazanımlarını kaybetme korkusu olarak yorumlamaktadır.

 

Hükümet Milisleri İbrahim Hüseyn Adlı Sivil Aktivisti Kaçırdı ve İşkence Esnasında Çekilen Fotoğraflarını Ailesine Gönderdi

Hükümete bağlı silahlı milislerin, İbrahim Hüseyn adlı sivil aktivisti ikinci defa Başkent Bağdat’ın ortasında gösteri alanından kaçırdığı ve işkenceye yaparken çektikleri fotoğrafları ailesine gönderdiği kaynaklar tarafından rapor edildi.

Haber ajanslarının yerel kaynaklara dayandırdığı habere göre  hem sivil aktivist hem sağlıkçı olan İbrahim Hüseyn, Başkent Bağdat’ın ortasında yer alan Tahrir Meydanı’ndan iki gün önce kaçırıldı. Söz konusu aktivistin ikinci defa kaçırıldığı biliniyor.

Kaynaklar, kaçırılan aktivistin ailesine İbrahim Hüseyn’e işkence yapıldığı sırada çekilmiş fotoğraflar gönderildiği, serbest bırakılması için fidye talep edildiğini açıkladı.

Diğer yandan Irak’ta devam eden barışçıl gösterileri destekleyen protestocular ve sivil aktivistler sosyal medya üzerinden, hükümetin haklarını arayan göstericileri hedef alan suç politikalarını ve sistematik saldırılarını kınadı. Bu bağlamda aktivistlerden biri şunu yazdı: “İbrahim Hüseyn adlı sağlıkçının kaçırılması, milislerin ve güvenlik güçlerinin toplumu korkutma, aktif unsurları toplumdan uzaklaştırma, haklarını istemekten vazgeçirme suçlarına devam ettiğini göstermektedir. Bu bir rastlantı veya belirsiz bir olay değildir. Aksine otoritedeki herkesin ya fiili bir şekilde ya da sessiz kalarak ortak olduğu planlanmış bir olaydır.”

Bir diğeri ise şunları yazdı: “Suç milislerinin yeni yöntemi… Suç milisleri kahraman gösterici İbrahim Hüseyn’i kaçırdı ve işkence yaparken çektiği fotoğrafları korkutma ve şantaj niyetiyle ailesine gönderdi.”

Iraklılar, işsizlik, yolsuzluk ve kamu hizmeti yetersizliğini protesto amacıyla ülkenin çeşitli bölgelerinde gösteriler düzenliyor. 1 Ekim’de harekete geçen eylemciler, Erbain törenleri nedeniyle ara verdikleri gösterilere 25 Ekim Cuma günü tekrar başlamıştı. Bu gösterilere güvenlik güçlerinin gerçek mermi, göz yaşartıcı gaz bombalarıyla müdahale etmesi sonucunda 600’den fazla kişinin hayatını kaybettiği, 27.000’den fazla kişinin yaralandığı biliniyor.

 

Silahlı Milisler Enbar Muhafazasındaki Kaim Kazası Göçmenlerinin Geri Dönmesine Engel Oluyor

Haşdi Şaabi milisleri, Enbar muhafazasında altyapıyı ve sivillerin evlerini yerle bir eden askeri operasyonun bitmesinin üzerinden 3 yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen Enbar muhafazasının batısında yer alan Kaim kazası halkının evlerine geri dönmesine izin vermemektedir.

Haber ajansları tarafından yapılan açıklamada Irak’ın batısında yer alan ve Suriye ile sınır olan Kaim kazasında başlayan askeri operasyonun üzerinden 3 seneden fazla bir süre geçmesine rağmen Haşdi Şaabi çatısı altında silahlı grupların şehirdeki birçok mıntıka ve nahiye üzerinde hakimiyetini sürdürdüğü belirtildi. Özellikle Suriye-Irak sınırları yakınlarındaki Mecme Sekek, Akaşat, Mufarrak, El-Cemrek mıntıkalarında varlık gösteren bu silahlı gruplar göçmenlerin evlerine geri dönmelerine engel olmaktadır.

Kaynaklar şunları eklemektedir: “Bu milisler, kendilerine bağlı tüm mevkilerde caddeleri boşaltmak, trafiğe engel olmak, teftiş gibi bir dizi uygulamalar uygulamaktadırlar. Bu durum bölge halkını bölgeden göç etmeye zorlamaktadır.”

Hükümete bağlı bu milislerin vatandaşların evlerini sömürmedeki ısrarları veya caddelerin tamamını ele geçirmelerinin altında coğrafik nedenler yattığı belirtilirken aralarındaki anlaşmalara göre bu milisler sorumlulukları paylaşmakta, Suriye ile sınır olan bazı mıntıkalar stratejik kabul edilmekte ve göçmenlerin geri dönmesine engel olmakta oldukları ifade ediliyor.

Kaynaklar aynı şekilde hareketin sınırlandırılması, milislerin hakimiyeti sebebiyle bölgedeki ekonomik durumun çok kötü olduğuna vurgu yapmaktadır. Bu durum karşısında bölge halkı Enbar muhafazasında başka mıntıkalar oluşturmaya mecbur kalmıştır.

Kaim kazası halkı, Enbar yetkililerini ve parlamentodaki temsilcilerini göçmenlere vaatlerden başka bir şey vermemekle suçlamaktadır. Şöyle ki göç, hiçbir sebep olmaksızın evlerine geri dönülmesine izin verilmeyen Kaim kazası halkına ağır gelmektedir.

 

Başkent Bağdat’ın Kuzeydoğusunda Kimliği Belirsiz bir Adamın Cesedi Bulundu

Başkent Bağdat’ın kuzeydoğusunda bugün sabah saatlerinde vücudunda bıçak izlerine rastlanan bir adamın cesedinin güvenlik güçleri tarafından bulunduğu kaynaklar tarafından rapor edildi.

Hükümete bağlı güvenlik kaynakları tarafından bugün yapılan açıklamaya göre Başkent Bağdat’ın kuzeydoğusunda yer alan Eş-Şab mıntıkasına bağlı Besatin mahallesinde kimliği belirsiz bir adamın cesedi bugün sabah saatlerinde güvenlik güçleri tarafından bulundu. Kaynaklar, güvenlik güçleri tarafından bulunan cesette bıçak izlerine rastlandığını açıkladı.

Kaynaklar, bulunan cesedin kimlik tespiti ve bazı hukuki işlemlerden sonra yakınlarına teslim edilmek üzere adli tıpa götürüldüğünü ve güvenlik güçleri tarafından olay hakkında soruşturma başlatıldığını açıkladı.

Başkent Bağdat’ın dün, şehrin batısında yer alan Yermuk Hastanesinde tıbbi ihmal sonucu bir kişinin hayatını kaybetmesine tanık olduğu biliniyor.

 

Irak İnsan Hakları Yüksek Komiserliği: “Uluslararası Koalisyona Karşı 900’den Fazla Şikayet Bulunmakta”

Irak İnsan Hakları Yüksek Komiserliği yaptığı açıklamasında uluslararası koalisyona karşı hükümetin yanında kayıt altına alınan 926 şikayetin bulunduğunu vurguladı.

Irak İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Üyesi Ali El-Beyati şunları vurguladı: “IŞİD ile savaş adı altında kurulan uluslararası koalisyonun hava saldırılarında hedef alınan kurbanların yakınlarından uluslararası koalisyona karşı hükümete gönderdikleri 926 şikayet bulunmaktadır. Bu şikayetlerin yarısı hayatını kaybedenleri veya yaralananları oluşturmaktadır.”

Irak İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Üyesi Ali El-Beyati daha sonra şunları söyledi: “Söz konusu şikayetler Enbar, Ninova ve Kerkük muhafazalarındandır. Tabi şikayet göndermeyen birçok insanın olduğuna da inanıyoruz. Uluslararası koalisyon, birkaç gün önce IŞİD örgütüne karşı yürütülen savaş yılları içerisinde Suriye ve Irak’ta 1370 sivilin hayatını kaybettiği açıklamasında bulunmuştu. Bunun mukabilinde uluslararası raporlar, IŞİD örgütüne karşı uluslararası koalisyon devletleri tarafından yürütülen savaş yılları içerisinde Suriye ve Irak’ta 11800 sivilin hayatını kaybettiğini ve 8000’den fazla sivilin yaralandığını açıklamaktadır.”

 

 

HEYET Net

Loading

Related posts