Bütün Dünyaya Yayılan Korona Virüsle Mücadelede Irak Hükümetinin Başarısızlığı ve Sağlık Durumunun Kötüleşmesi

 

Bir ülkede yolsuzluk ve ihmal bir araya geldiği zaman yozlaşma o ülkenin atmosferini kaplar ve o ülkede hakim olur. Özellikle hizmet sektöründe. 17 yıldan beri Irak’ta olduğu gibi. Bu yaralı ülkenin yaşadığı yerle bir olmuş sağlık sektörünün durumu bunun açık kanıtıdır. Özellikle şu zamanda, şu ana kadar yaklaşık 2 buçuk milyon insana bulaşan ve 160 bin insanın hayatını kaybetmesine neden olan korona virüs salgınıyla tüm dünya mücadele etmektedir.

Tüm dünyadaki hükümetler ve halklar arasında bir yardımlaşma söz konusuyken Irak yedinci işgal hükümeti, her geçen gün kurbanları artan bu hastalığa karşı koyma noktasında başarısızlığını gösteren mahcup açıklamalar yayınlamakla yetindi. Sağlık Bakanlığının yayınladığı son verilere göre 1500’ün üstünde vatandaşa bulaşan ve 82 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan bu virüs neticesinde Irak’ın yaşadığı bu felaket karşısında umursamaz davranan hükümet bu ölümlerin ve hastalanmaların karşısında seyirci olarak kalmaktadır.

Reuters ajansı tarafından yayınlanan İngiltere araştırması şunu vurgulamaktadır: “Başkent Bağdat ve diğer muhafazalarda korona virüsün yayılmasından sonra Irak’taki sağlık durumu son derece kötüdür. Özellikle hükümetin İran’dan gelenlere sınır kapılarını açmasından ve uçuşlara izin vermesinden sonra. Sağlık Bakanlığı, bu öldürücü virüse yakalananları tedavi etmek için hastanelerde ilaçları ve gerekli cihazları hala tedarik etmiş değildir.”

Söz konusu araştırmada ilaçlardaki, gerekli sağlık cihazlarındaki, personellerdeki eksikliği bulunan ve gerçek ve derin bir kriz yaşayan Irak’ın sağlık sisteminin durumunu tartışılarak şunlar vurgulandı: “Önceki hükümet, 106 milyar 500 milyon dolara sahip bütçeden sadece %2.5’uğunu Sağlık Bakanlığına tahsis etti. Bu oran ise hükümet kuvvetlerine, Haşdi Şaabi milislerine ve Petrol Bakanlığına tahsis edilen yaklaşık %13 ile %18 oranındaki tahsise nazaran fazla düşük bir paradır.”

Diğer yandan Dünya Sağlık Örgütü şunlara dikkat çekmektedir: “Irak hükümeti, bölgedeki diğer fakir devletlere nazaran geçtiğimiz yıllarda sağlık gözetimine çok düşük bir yardım ayırmaktadır. Iraklı bir vatandaşa bu yardımdan payına düşen yıllık 161 dolardır. Oysa bu Ürdün’de 304 dolar, Lübnan’da 649 dolara çıkmaktadır.”

Sağlık hizmetlerinin gerilemesiyle eş zamanlı olarak yayılmaya başlayan korona virüsün gölgesinde meclis üyesi Haydar El-Fuadi başta Başken Bağdat, özel olarak Eş-Şale, El-Kazimiye, Es-Sadr şehirleri olmak üzere Irak’ın genelindeki hastanelerde ilaç ve tıbbi araçların eksik olması nedeniyle büyük bir insani krizin meydana geleceği beklentisinde olduğunu açıklamaktadır. Söz konusu şehirlerde

Sadr grubunun meclis üyesi Hakim Ez-Zamili şunları vurgulamaktadır: “Başkent Bağdat’ın, özellikle Sadr şehrin ve diğer muhafazaların hastanelerindeki morglar korona virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerle dolup taşmıştır. Bu cesetlerden bazıları, defnedilmeksizin bir haftadan fazla bir süredir bekletilmektedir. Bu durum ise bir sağlık krizine neden olmakta, korona virüsün hastanelerde ve yakın bölgelerde yayılma ihtimalini artırmakta, aynı şekilde hayatını kaybedenlerin yakınlarının psikolojisini etkilemektedir.”

Irak uzmanı ve araştırmacısı Şahu El-Karadaği, hükümetin korona virüsle mücadelede başarılı olamayacağı noktasında hayal kırıklığını, İran tarafından desteklenen milislerin vekalet savaşına hazırlandığını vurguladıktan sonra şunları söyledi: “Dünyadaki devletlerin geneli, halklarında itminan sağlamak, onlara umut vermek ve ihtiyaç sahiplerine yardım etmek için çabalamaktadır. Irak ise yetkililerin başarısızlığının, bir vizyona sahip olmaları nedeniyle bu tehlikeli öldürücü mücadelede yetersiz kalmalarının cezasını çekmektedir.”

Yolsuzluk afetinin devam etmesi, yüksek vergilerin dayatılması, elektrik ve su hizmetlerinin sağlanmaması, ilaçlarda ve tıbbi cihazlardaki eksiklik, hastanelerin alt yapısının çökmesi, bu faktörlerin tamamı, Irak’ın sağlık durumunu acınası bir duruma düşürmüştür. Bu durum karşısında Iraklı vatandaşı, zaruri ihtiyaçlarını sağlamada, özellikle ilaçları elde etmede, 2003 yılından beri yolsuzluk bataklığına düşen hükümetten ümidini kestikten sonra kendine güvenmektedir. Aynı şekilde şahsi çıkarlarını gerçekleştirmekten, mazlum halkın aleyhine karşı ceplerini doldurmaktan başka bir şey yapmayan yetkililere de güvenmemektedir.

 

 

HEYET Net

Loading

Related posts