Irak’ta İşlenen İnsan Hakları İhlallerine Karşı Uluslararası Düzeyde İlgisizlik Devam Edecek Mi?

 Dr. Eymen El-Ani

Irak’ta meşru haklarını talep etmek için sokaklara çıkıp gösteriler düzenleyen masum halka yönelik hükümete bağlı güvenlik güçlerinin ve mezhepçi milislerin işledikleri vahşi suçlar ve insan hakları ihlalleri karşısında uluslararası toplum sessizliğini korumaktadır. Oysa kimse Bağdat hükümetinin, dayattığı politikalar ekseninde uluslararası topluma meydan okurcasına şiddete başvuran tabiatını ve bunu ısrarla sürdürdüğünü inkar etmemektedir. Birleşmiş Milletler, Bağdat, Basra, Nasiriye, Necef, Kerbela, Kut, Ammara şehirlerinde hükümet karşıtı barışçıl gösteriler düzenleyen göstericilere karşı işlenen büyük insan hakları ihlalleri karşısında hiçbir önlem almamaya devam etmektedir. Aynı şekilde barışçıl göstericilere koruma sağlama, saygın bir vatan bilinci taşıdıklarından dolayı ölen ve ölmeye devam eden genç erkek ve kızların akan kanlarını durdurma yolunda Güvenlik Meclisi tarafından atılması gereken adımlar da ufuklarda görünmemektedir. Bu durum akıllara, daha önce Felluce, Havice, Ramadi, Beyci, Musul, Sincar şehirlerinde gösteriler düzenleyen barışçıl göstericilere karşı güvenlik güçlerinin ve mezhepçi milislerin işlediği katliama uluslararası toplumun kayıtsız kaldığını tekrardan getirmektedir. Büyük soru şudur: İnsan haklarını savunan gelişmiş devletlerin insan haklarını işleyen kişileri adalet karşısına çıkarma zamanları gelmedi mi? İnsan hakları ihlallerini önleyici işlemler yapmaları vakti gelmedi mi? Yoksa anlık maddi çıkarlar uygar dünyanın politikalarının başat yönlendiricisi mi?

Irak’ta hakim partilerin işlediği büyük insan hakları gölgesinde gerçekleri araştıran uluslararası soruşturmacılar ve misyonlar tarafından suçların belgelenmesi zarureti, suçluların adalet karşısına çıkarılma güvencesini sağlamak için önemli bir meseledir. Bu ancak, bu konuda adım atan Güvenlik Meclisi tarafından yayınlanacak bir kararla mümkün olur. Bu adım mucibince özel misyonlara, soruşturmaların yürütülmesi, katliamları belgeleme, açık bir şekilde kurbanları tanımlama, faillere ulaşma, doğrudan isimlendirme ve bunları adalet karşısına çıkarma ekseninde hukukun tatbik edilmesi için özel yetkiler verilir. Bu ancak uluslararası topluma güveni tekrardan kazandıracak gerçek bir politika iradesiyle gerçekleşecektir. Çünkü adaletin tatbik edilmesinden soyutlanmaya devam etmek, insan hakları ihlalleri işleyenleri kınamamak dünya ile ezilen halkın arasındaki uçurumu arttıracaktır ve uluslararası barış ve güvenliği tehdit edecektir.

İnsan Haklarına saygı göstermek, uluslararası hukuk mucibince soruşturma güvencesinden ve adaletten kaçmakla mücadele etmek için önemli bir meseledir. Irak’ta gerçekleştiği gibi uluslararası hukuk ihlal edildiği zaman insan haklarını koruma, savrulmaya devam edecektir. Özellikle gayri hukuki cinayetler, cebri kayıp, işkence meseleleriyle ilişkili olduğu zaman. Adaletten sıvışmanın Irak’ta şiddetin ve suçun devam etmesinin en büyük sebebi olduğu noktasında herkes müttefiktir. Aynı şekilde katliamlardan sorumlu kimselerin adalete teslim edilmemesi, diğer suçlulara suç işlemeleri için zemin hazırlamaktadır. Irak’ta bugün yaşananların en büyük sebeplerindendir bu.

İnsan hakları alanında çalışan kurumların, uluslararası hukuk uzmanlarının üzerine düşen uluslararası hukuka göre tehlikeli suç olarak itibar edilen insanlığa karşı suçların işlendiği yerde yerel ve küresel seviyede cezadan sıvışmayla mücadele araçlarını etkinleştirmek için gece gündüz çalışmalarıdır. Aynı şekilde işlenen suçlardan sorumluların peşine düşülmesine ve adalet karşısına çıkmalarına güvence sağlanmasına yardım sağlamak için yeni uluslararası araçlar oluşturmak için çalışmaları gerekmektedir. Bu durum, hukukun egemenliğini sağlama yolunda atılacak ciddi bir adımı ve neredeyse kaybolan adaletin tatbik edilmesi için pratik çözümler oluşturmaya doğru önemli bir başlangıcı gerektirmektedir.

 

 

Bu makale HEYET Net için özel olarak çevrilmiştir. Arapça Orijinali için LÜTFEN TIKLAYIN

Loading

Related posts